Bayram sofrasına oturabildiğim için şükrettim

Karaciğer nakli sonrası sağlığına kavuşan Ufuk Özkan GÜNAYDIN'a konuştu: "İnsan için en kıymetli şey; sağlıklı ve sevdikleriyle bir arada olmakmış. Ailemle kahvaltıya oturmak ise benim için en güzel bayram hediyesiydi."

Hayat, bazen insanı hiç beklemediği yerden sınar; hem bedeniyle hem de ruhuyla... Oyunculuğu, samimiyeti ve içtenliğiyle geniş kitlelerin kalbinde yer edinen Ufuk Özkan da son dönemde böyle zorlu sınavdan geçti. Hastane koridorlarında geçen uzun günler, umutla beklenen haberler, belirsizliklerle dolu geceler... Ve ardından gelen o büyük dönüm noktası; bulunan donör ve hayata yeniden tutunmayı sağlayan nakil operasyonu. Tüm bu sürecin ardından şimdi yeniden nefes almanın, sevdiklerine sarılmanın ve en önemlisi yaşamanın kıymetini bambaşka bir yerden hisseden bir Ufuk Özkan var.
Hastane koridorlarında geçen günler, insanın zaman algısını değiştirir. Dakikalar uzar, geceler derinleşir, küçük bir haber büyük bir umuda dönüşür. Özkan için de bu süreç, alışılmış hayatın gürültüsünden uzak, daha yalın ama çok daha gerçek bir dünyaya açılan kapı oldu. Nakil operasyonu ise bu hikayenin kırılma anıydı; belirsizliğin içinden süzülen güçlü bir ihtimal, bir yeniden başlangıç ihtimali. O eşikten geçildiğinde, geride sadece bir hastalık değil, eskiye ait pek çok düşünce, alışkanlık ve öncelik de kalmıştı. Özkan için artık zaman, eskisinden daha kıymetli; sevdikleriyle geçirilen her an, daha derin ve anlamlı. Belki de en çok bu yüzden, iyileşme sürecinin ardından gelen ilk büyük buluşma, ilk gerçek kutlama, kalbinde bambaşka bir yer edindi.

Bu Ramazan Bayramı ise onun için sadece takvimdeki bir bayram değil; adeta ikinci bir hayatın kutlamasıydı. Annesi ve kardeşleriyle birlikte aynı sofrada oturabilmenin, aynı evde kahkahalar paylaşabilmenin, geçmişte sıradan görünen ama aslında ne kadar kıymetli olduğu şimdi çok daha iyi anlaşılan anların coşkusu yaşandı. Gözlerde biriken yaşlar bu kez hüzünden değil, şükürden süzüldü. Her sarılış biraz daha sıkı, her tebessüm biraz daha derindi.
Zorlu bir sağlık mücadelesinin ardından yeniden ayağa kalkan Ufuk Özkan, bugün yalnızca iyileşmiş bir hasta değil; hayata yeniden bağlanmış, umutlarını tazelemiş ve her şeye rağmen gülümsemeyi seçmiş bir insan olarak karşımızda duruyor. Onun hikayesi, sadece bir iyileşme sürecinin değil; sabrın, dayanıklılığın, sevginin ve inancın hikâyesi aynı zamanda.

DUALAR MUHAFIZIMIZ OLDU
Ufuk Özkan, bayram sabahında annesi Saniye Özkan ve kardeşleri Umut ve Alper Özkan ile birlikte GÜNAYDIN için özel poz verdi.
Özkan, "Herkesin Ramazan Bayramını en içten dileklerimle kutluyorum. İnsan için en kıymetli şey sağlıkla, sevdikleriyle beraber olabilmek... Bir bayrama daha ailemle, sağlığıma yeniden kavuşmuş olarak giriyor olmak benim için en güzel bayram hediyesi. Herkese sevdikleriyle, mutlulukla, huzurla dolu bir bayram dilerim" dedi.
Sağlığının çok iyi olduğunu belirten Ufuk Özkan, "Ağabeyim" diye hitap ettiği yapımcısı Yılmaz Dilsiz ile birlikte çalışmaya, üretmeye devam edeceğini söyledi. Hastane ve operasyon sürecinde kendisine dua eden herkese, sevenlerine teşekkür etti ve o duaların kendisi için muhafız olduğunu belirtti.

AİLEN VE SEVDİKLERİN OLMADAN EKSİKSİN
Yaşadığın bu süreç sana en çok neyi öğretti
Sadece sana ait hayatta, her şeyi tek başına yapıp yapamayacağına karar veremez insan. İşte bunu öğretti. Kendi başıma kararlar ve sorumluluklar alırdım hatasıyla sevabıyla... Ama hayat beni uyardı: Ailen ve sevdiklerin olmadan eksiksin, güçsüzsün. Sorunların üstesinden gelemezsin. İnadını bırak sadece kendine güvenme. Ailem, annemin ve sevenlerimin duası, kardeşlerim Umut ve Alper; tabiri caizse çilingir oldu. Çünkü bırak anahtarı, kapıyı kıracak gücü bulamıyorsun yeri geldiğinde. Hayat sadece senin taktiğinle yaşanan bir maç değil önünde sonunda yenilirsin... İyi ki ailem var. Artık eve döndüm ve en güzel hikayelerimi ailemle yazacağım.

Annen ve kardeşlerinle bu bayrama