Orta Doğu'daki çatışmalarda üçüncü hafta geride kalırken, cephede değişen bir şey yok. Hürmüz ile birlikte bölgedeki vanalar da hâlâ kapalı, belirsizlik devam ediyor, petrol fiyatları geçen haftayı 110 doların sınırında tamamladı. Gelinen noktada iki denklem ortada;
1) Yılbaşında 1 varil petrol için 60 dolar ödenirken, şimdi aynı ürün 110 dolar. Petrolü herkes kullanıyor ve 50 dolarlık fark bütün ülkeler, bütün alıcılar için gerekli…
2) Küresel ekonominin en temel belirleyicilerinden olan petrol gibi hayati bir üründe bu fiyat artışı, kaçınılmaz olarak enflasyonist riskleri canlandırdı. Geçen hafta ABD, İngiltere, AB ve Japonya merkez bankaları "bekle-gör" konumuna geçerek, riskleri izlediklerini bildirdi.
Piyasadaki fiyatlamalara bakıldığında mart başında %3,40 olan ABD 2 yıllık tahvil faizi cuma günü %3,90'ı gördü. İngiltere'de 10 yıllık tahvil getirileri 2008'den bu yana ilk defa %5'i aştı. Yani piyasa, faizi önceden fiyatlamaya başlamış gibi görünüyor. Son mesajlara bakıldığında ise Almanya Merkez Bankası Başkanı, nisandaki toplantıda Avrupa Merkez Bankasının faiz artışına gidebileceği sinyalini verdi. Fitch ise Hürmüz'ün 3 ay bile kapalı kalması hâlinde, petrolün 2026'da ortalama fiyatının 100 dolar olabileceği uyarısında bulundu.
***
Bu tabloda altın fiyatlarında ilginç hareketler yaşanıyor. "Yüksek enflasyon-yüksek faiz" endişeleri, jeopolitik riskler karşısında altının geleneksel "güven liman" rolünün şimdilik önüne geçti. Ons fiyatı %-10,42 gibi oldukça ciddi değer kaybı ile 1983 yılından bu yana son 43 yılın en sert haftalık düşüşünü yaşadı. (2008 küresel ekonomik kriz, 11 Eylül 2011 saldırıları ve Covid-19 salgını sırasında bile haftalık düşüşler en yüksek %8-9 bandında kalmıştı.) Önceki haftayı 5.020 dolardan tamamlayan ons altın, geçen hafta 4.497 dolardan kapanış yaptı.

15