Ahbap meselesi.
Bu hafta içinde birbiriyle alakasız gibi görünen üç şey yaşadım, izledim, düşündüm. Ama akşam otururken fark ettim ki üçü de aslında aynı meseleye bakıyor: güven. Toplumun harcı olan o görünmez tutkalın nasıl aşındığına...
Ahbap meselesi: Suçu kime yıkacağız
Konu Haluk Levent meselesi. Hani şu deprem zamanı "DEVLET YOKTU AHBAP VARDI" denilen Ahbap. Ülkenin neredeyse yarısını etkileyecek kadar büyük bir depremde neredeyse birkaç saat içinde her yere ulaşılmışken bunun üzerinde tepinenlerin mal bulmuş mağribi gibi kullandığı Ahbap.
Ülke ile ilgili hiçbir meselede ortada olmayan ama deprem olunca Ahbap için yan yana dizilip Haluk Levent'in arkasında sıralanan ünlülerimizi bir araya getirip sıcacık ofislerde telefonlarla bağış almalarını sağlayan Ahbap.
Peşinen söyleyeyim, DEVLET mi X mi denilen her durumda ben devletimi seçerim. Devlet zaman zaman ağır kanlı hareket eder gibi görünür ama hiç beklemediğin anda göğsüne oturunca ağırlığını hissedersin. Bizim devletimiz bazen izler, bekler, ama her zaman 18 yaşındadır.
Ben hayatımda Ahbap'a işte bu yüzden hiç bağış yapmadım, destek tweet'i atmadım. Bunu bir üstünlük olarak söylemiyorum, söyleyeceklerimin tarafsız okunması için belirtiyorum.
Ahbap toplumun ve devletin gözünün önünde kurulmuş, hep popüler olmuş bir yapıydı. Devletin her şeyin ilk gününden beri farkında olduğuna eminim. Ama sokaktaki vatandaşa kimse "sen niye Ahbap'a destek verdin" diye kızamaz. Ahbap mı AFAD mı tartışması da anlamsız bir kutuplaşmaydı, belki bağışları arttırdı ama günün sonunda en büyük zararı yine Ahbap'a verdi.
Haluk Levent'in 18 yaşımdan beri bilirim. İki yönü var. Birincisi, yıllardır toplumsal konulara duyarlı, iyiliksever bir insandı. İkincisi, parasal konularda önce kendine zarar verecek kadar defalarca çuvallamış biri. Yüz bin lira verseniz onunla on milyon lira zarar edebilecek beceriksizlikte. Şimdi bu iki yönünün birbiriyle çatışmasını izliyoruz.
Bir yardım derneğinin yüzü olabilirdi ama başkanı olmamalıydı. Buna izin verilmemeliydi. Ama ben Haluk Levent'in Ahbap'ı en baştan dolandırıcılık ya da para aklamak için kurduğuna inanmıyorum. Zaman içinde beceriksizliği yüzünden çamura saplandı, çıkabilmek için kurumu kullandı, sıkıştıkça oradan aldı, toparlayamadı, daha çok battı. Batarken de kendisine güvenen insanları yanında batırdı.
Ama şunu da unutmayalım: Hayırseverin güvenini ve parasını kötüye kullanmak, niyetiniz başta kötü olmasa bile ciddi bir suçtur. Suçu sabit görülürse cezası çekilir. Bu meselede Haluk Levent ve Ahbap'ın idari yöneticileri dışında kimsenin suçu yok. Birbirimizi suçlamayı bırakalım.
Ama bir sonraki Ahbap'ta çok daha uyanık olalım. Gaza gelmeyelim. Siyasi kavgalar uğruna devlet kurumlarımızın sırtını yere vurmayalım.
Boğaz manzaralı masalar: DNA'mızla oynamak
Geçen gün bir video izledim. Bir aile, boğaza sıfır bir manzarada, masanın üstü silme yemekle dolu, oturmuş yiyor. Muhtemelen zengin de değiller ama bu videolar sayesinde zengin olacaklar. Ama mesele onlar değil. Mesele bu videoların topluma ne verdiği.
Şuraya bakın:
Çocuklar normal hayatı değersiz sanıyor. Gençler çalışmadan zengin olmayı hedef belliyor. Yetişkinler kendi hayatını başarısız görüyor. Genç çiftler sanal bir mutsuzluğa düşüp boşanmanın eşiğine geliyor. Çocuklar ve gençler, kendilerine böyle bir hayat sunmayan anne babalarına öfkeleniyor.
Özetle: Bu videolardaki gösteriş budalalığının, sahte zenginliğin topluma maliyeti büyük. Kaldı ki gerçekten varlıklı ailelerin böyle bir videosunu göremezsiniz. Zenginlik gösterilmez, sızar. Gösterilen şey zenginlik değil, açlıktır.

10