Okulların öğretemeyeceği yaşam becerileri

Dünyanın en iyi okullarına bile gönderseniz çocuklarınızın öğrenemeyeceği şeyler var. Buna mukabil çocuklarımızı yetiştirmeyle ilgili sorumluluğun büyük kısmını okullara bırakmış durumdayız.

Hele hele özel okulların bu kadar artması, özel okullara yılda milyon liraları aşan ödemeler yapılması da ailelerin okullara atfettiği önemi arttırıyor.

Ama aynı hızda da okulların bir çocuğun gelişiminde, eğitiminde ve hatta öğrenimindeki yeri, önemi ve önem sıralaması gerilere düşüyor.

Birkaç yıl içinde Türkiye'de ve dünyada özellikle de zeki çocukların üniversite sınavına girmeyi reddettiğini, lise boyunca da sınav yerine hayata atılmak üzere kendilerini hazırladıklarını göreceğiz. Ve bu gençler de inanılmaz başarılı olacaklar.

İşte okulsuzluk çağına doğru giderken ben de sizlere okulların zaten veremediği ve veremeyeceği bazı eğitimleri çıkardım.

1- İş birliği.Özellikle de Türkiye'deki gibi bir öğrencinin diğerinin sadece ensesini görebildiği, yandakiyle konuşmanın yasak olduğu eğitim sistemlerinde iş birliği yapmak çok ama çok zordur. Bunun üstüne bir de her öğrencinin birbirine rakip gibi konumlandırıldığı sınava dayalı eğitim sistemini de düşünürsek okul, iş birliğini değil rekabeti körükler.

2- Gerçek başarının ne olduğu algısı.Neden insanlar okuldan sonra iş hayatına atıldığında bocalıyor Çünkü okulda sınavdan bir gün önce ezberleyen ve ezberi daha kuvvetli olan öne geçiyor. Ama hayatta böyle değil. Okul eğer hayata hazırlanma yeriyse o zaman okuldaki başarı yolculuğu ile hayattaki neden bu kadar farklı İşte bu yüzden okurken çocuğunuza gerçek başarıyı kendiniz öğretmelisiniz. Mesela bir gün boyunca yoğun bir işte çalışıp o günkü yevmiyesiyle alınan sebzenin, etin, yağın, pirincin ve ekmeğin akşam sofrada önüne geldiğini gören bir genç o yemekten de, o çalışmadan da 4 yıllık bir okul bitirmişçesine haz alacak ve öğrenecek.

3- Para kazanmak ve parayı korumak.Bunu çalışanlarımdan çok duyarım. "Ömer abi sizin bu öğrettiklerinizi bize okulda neden öğretmiyorlar" serzenişini. Oysa para kazanmanın matematiği çok basittir. İş hayatında daha ilk ayda bunu öğrenirsiniz. Parayı korumayı ise aile öğretir. Günümüzde parayı korumanın yolu da yatırım yapmak, bunu da yine ailede tacir yoksa bile yakınlarda bir ağabeye gidip, sorulup öğrenilebilir.

4-Yaşam becerileri.Anne vebabalarının yapabildiği birçok şeyi yapamayan bir genç jenerasyon var şu anda. Bir semaveri, bir mangalı yakmayı bilmeyen, hayatında çay demlememiş, en basit bir yemeği bile yapıp karnını doyurmak yerine dışarıdan söyleyen bir gençlik. Kurban Bayramı'nda kurban kesme âdeti mesela şu anda büyüyen nesillerin neredeyse hiçbirine geçmedi. En son elleriyle kurbanı babalarımız kesti. Şimdi derneklere verme, vekâlet verip mahallenin kasabına kestirme dönemi. Bu bile önemli bir hayatta kalma becerisi. Bunların hiçbirini okul vermez.

5- Pazarlık etme.Pazarlık bir sanattır. Aslında genel adıyla satın alma da diyebiliriz. Neyi nasıl alacağını, malın da satıcının da iyisini kötüsünü ayırt etmeyi, hatta memnun kalmadığında iade edebilmeyi, hakkını savunabilmeyi, bütün bunları okulda öğrenemez çocuklar, anneden, babadan öğrenecekler. Çocukken babamın çok hızlı para saydığını izlemek benim için muazzam bir anıydı. "Ben de böyle para sayacağım" derdim. Hatta o reklamdaki gibi de sorardım kendi kendime, babam acaba böyle para saymayı nereden öğrendi diye. Hâlâ babam kadar iyi sayamıyorum ama bunu zamanla öğrendim. Gerçi bu arada para dijitalleşti, bankada hesaptan hesaba aktarılan sanal bir şey hâline geldi ama olsun. Öğrenmekten zarar gelmez.