Lubnan'da patlayan c?agrı cihazları is?inin aslı

Bildiğiniz üzere Lübnan'da 17 Eylül'de Hizbullah mensuplarının kullandığı çağrı cihazlarında eş zamanlı patlamalar meydana geldi. Patlamalarda ikisi çocuk 12 kişi hayatını kaybetti, 2 bin 323 kişi yaralandı.

Ülkede 18 Eylül'de de çok sayıda telsizin patlatılması sonucu 25 kişi öldü, 608'den fazla kişi yaralandı.

Gençler, siz hatırlamazsınız ama cep telefonlarından önce çağrı cihazları vardı. Bir anlamda sadece SMS gönderip alabilen bir telefon gibi düşünün.

Önceleri İsrail'in her türlü cihaza sızıp onların bataryalarını patlatabildiği propagandası yapıldı.

Ardından bu cihazlara düzenek kurulduğu anlaşıldı. Ama yüz milyonlarca dünya insanı bu kadar detaylı incelemedi, araştırmadı. Herkesin zihninde "İsrail her türlü elektronik cihazımızı patlatacak güçte" algısı kaldı.

Açık söyleyeyim, bütün hayatı elektronik cihazlar üretmekle ve satmakla geçmiş, son 10 yıldır bizzat batarya üreten bir girişimci olarak söylüyorum. "İsrail'in böyle bir gücü yok!.."

İsrail'in gücü propagandasından geliyor. Yani biz İsrail'in çok güçlü ve tehlikeli olduğuna inanırsak, bu inancımız İsrail'in bizim cep telefonumuzu patlatmasından daha tehlikelidir.

Ve emin olun, Gazze'de 3 yaşındaki, 5 yaşındaki çocukları, hamile kadınları katleden bir katil devlet, gücünün yettiği her kötülüğü yapar. Yani bizlere, telefonlarımız ya da başka cihazlar aracılığıyla zarar verebilecek gücü olsa bunu yapar.

Söz buraya gelmişken lityum iyon bataryalı cihazlar Lübnan'daki gibi patlamaz. Bu bataryalara sert bir cisimle, örneğin çivi ve çekiçle vursanız bile bomba gibi patlamaz. Bir kıvılcım çıkar önce, sonra enerji boşalır dumanla birlikte. Elinizden doğru zamanda atarsanız zarar da görmezsiniz.

Bu yazıyı yazmaktaki muradım şu, İsrail korkularak yenilebilecek bir devlet değil ama korkularak büyüyebilen, gücünü arttıran bir devlet.

Bizim MİT'imiz Mossad'ı hem sahada, hem siber mücadelede hem de cesarette sollayalı çok oldu.

Askerî güç deseniz İsrail askeri Türk bayrağını görünce titremeye başlıyor. Filistin'e ve Kudüs-ü şerife son gittiğimde her köşe başındaki İsrail askerlerinin sırt çantaları dikkatimi çekmişti. Birine sordum bu çantaları. Dediler ki "Bu askerlerin en büyük korkusu sivil halk yani Filistinli gençler, çocuklar tarafından yakalanıp bir kuyuya atılmak. Orada aç-susuz kalmamak için sırt çantalarında su ve ekmek taşıyorlar. Bu olayı bizzat yerinde gördüm.

Gelelim bu şerrin içindeki hayra

Bu olaylar sırasında Müslüman devletler de farkına vardı önemsemedikleri teknolojik aletlerin nelere yol açabileceğini. Ve şu anda Türkiye ile Türk şirketleri dışında pek bir seçenekleri yok. Bu telsiz olsun, bu uydu olsun, bu diğer teknoloji ürünleri olsun.

MÜSİAD Dijital Dönüşüm Sektör Kurulu geçen yıl bu zamanlar "En iyi boykot üretmektir" sloganıyla yerli yazılım çalıştayı düzenledi. Bu geçen bir yılda da yerli yazılım envanterini çıkarıp bütün kamu kurumları ile paylaştı.