Bir bahçıvan bir ülkenin çehresini değiştirebilir mi

Makedonya'da bir bahçıvan var. Adı sanı hiç bilinmeyen, ünvansız, makamsız sade bir vatandaş... Boş günlerinde eline süpürgesini, küreğini alıyor. Önce evinin önünü, sonra karşı kaldırımı, sonra zarar görmüş bir çocuk parkını, sırayla süpürüyor, onarıyor, temizliyor. Bir başka gün çıkıp civardaki zarar görmüş bankları tamir ediyor.

Bunları yaparken de cep telefonuyla kısa videolar çekip sosyal medya hesabına atıyor.

İlk başlarda izleyen yok. Sıfır yorum, birkaç beğeni, belki birkaç yakın arkadaş. Yani tam da bir "neden uğraşayım" anı.

Ama o uğraşmaya devam ediyor.

Aradan birkaç hafta geçiyor. Başka bir ilçeden iki liseli genç, kendi mahallelerinde aynı şeyleri yapmaya başlıyor. Kaldırımları temizliyorlar, çöpleri topluyorlar, dağılmış sokak taşlarını yerine oturtuyorlar. Ve bu bahçıvan abiye video mesajı gönderiyorlar: "Bak abi, biz de senin gibi yaptık."

Bahçıvan bu videoyu paylaşıyor.

Bir anda çok izleniyor. Bu video çok izlenince bahçıvanın eski videoları da birer birer keşfediliyor. Sessiz sedasız yürütülen aylık emek, bir gecede binlerce kişiye ulaşıyor. İnsan aklının ve sosyal medyanın garip cilvesi: Doğru şey, er ya da geç görünür hâle geliyor.

Sonra bir süpermarket sahibi devreye giriyor. Söylediği şey basit ama manidar: "Sen ücret almadan yapıyorsun. Ben de marketime yakın yerlerin temizlenmesine katkı koymak istiyorum. Gelin, belediyenin yapmadığı bakımı siz yapın, ben de size ürünler, hediyeler vereyim."

Anlaşma yapılıyor. Süpermarketin etrafı pırıl pırıl oluyor.

Ve sonra bir şey başlıyor. Gerçek bir şey. Tasarlanmamış, planlı programlı oluşmamış, siyasi parti ya da belediye başkanı kararıyla alınmamış bir şey. Bir akım başlıyor. Markalar ve firmalar hediyeler dağıtıyor; vatandaşlar, özellikle de gençler, sokak ve caddelerini tertemiz yapıyor. Mahalle mahalle yayılıyor bu hareket. Herkes kendi kapısının önüne çıkıyor. Kimisi fidanla, kimisi boyayla, kimisi sadece bir süpürgeyle.

Ama burada ilginç bir şey oluyor.

Bütün bunlar göz önüne serilince, belediyelerin yapmadığı işler iyice açığa çıkıyor. Vatandaş belediyenin yapması gerekeni yapıyor; insanlar da belediyelerin beceriksizliğini, daha doğrusu vurdumduymazlığını çok daha net görüyor. Bu sefer eleştiri soyutta kalmıyor; karşılaştırma yapılabiliyor, "işte yapıldığında böyle görünüyor" denilebiliyor. Ve bu görünürlük, belediyeleri harekete geçiriyor. Belediye çalışanları da işlerini düzgün yapmaya ve onlar da video çekmeye başlıyorlar. Bir yarışma zemini doğuyor; ama bu sefer makbul bir yarışma, yapıcı bir yarışma.

Bir yanda vatandaş, bir yanda belediye. Makedonya'da dev bir temizlik seferberliği başlıyor.

Bilenler bilir: Makedonya çok güzel bir ülkedir. Tarihî şehirleri, dağları, gölleriyle büyüleyici bir coğrafya. Ama son yıllarda son derece bakımsızlaşmıştı. Üvey evlat muamelesi görmüş sokaklar, paslanmış banklar, yırtık kaldırımlar... Ve tüm bunları değiştirmek için ne büyük bütçeler gerekti, ne de siyasi bir irade bildirisi. Bir bahçıvan yetti. Koca bir ülkenin çehresini değiştirdi.

Zaman zaman devlet kurumlarından şikâyet ediyoruz. Belediyelerden şikâyet ediyoruz, okullardan şikâyet ediyoruz, yetkililerden şikâyet ediyoruz. Şikâyet etmek meşru bir haktır, doğru da olabilir. Ama şikâyetin bir sınırı var: Eylemsizliği meşrulaştırmaya başladığı an.

"Belediye yapmıyor" derken kapının önündeki çöpü de kendiniz toplamıyorsanız, "devlet ilgilenmiyor" derken mahallenizin tek ağacına bile sahip çıkmıyorsanız, o şikâyet havada kalıyor. Makul bir serzenişten, sorumluluktan kaçışın bahanesine dönüşüyor.

Makedonya'daki bahçıvan bize şunu gösterdi: Akşama kadar isyan edip dert yanmaktansa, tek bir kişi bile bir şeyleri başlatabilir. Üstelik başlatılan şey yalnızca fiziksel bir temizlik hareketi değildi. O hareket, aynı zamanda kamusal utancı üretti. Kurumları zorladı. Gençlere model oldu. Ve en önemlisi, "ben ne yapabilirim ki" sorusunun cevabını somut hâle getirdi.

Bu sorunun cevabı çok basit: Çok şey yapabilirsiniz.

Bir vatandaş olarak çıkarabileceğimiz ödevler ve yapabileceklerimiz

1. Kendi alanından başla, küçük tut. Tüm mahalleyi değiştirmek zorunda değilsiniz. Evinizin önü, apartmanınızın girişi, çalıştığınız binanın bahçesi yeterli. Temizlik, tamir, çiçek, bir banka sahip çıkmak. Küçük görünür, ama büyük fark oluşturur.

2. Görünür ol; sessiz iyilik artık yetmez. Makedonyalı bahçıvanın farkı, yaptığını paylaşmasıydı. Bu bir kibir değil, bir davettir. Sizi gören başkası da yapar. Yaptığınız iyiliği sosyal medyada paylaşmaktan çekinmeyin; ama bir şartla: Övünmek için değil, çoğaltmak için.

3. Gençlere model ol, onlardan da öğren.