"Şayet doğru yolda istikamet üzere olsalardı, bu hususta kendilerini denememiz için onlara bol su verirdik. Kim Rabbinin zikrinden yüz çevirirse, (Rabbin) onu gitgide artan çetin bir azaba uğratır. (Cin 16-17)
Maddi ve manevi hastalıklar her geçen gün yoğunlaşıyor.
Ahlaki ve manevi çöküş bariz bir şekilde çoğalıyor. Her kim konuşsa hastalıkları tesbit noktasında hemen hemen aynı noktalara işaret ediyor.
Ahlaksızlığın ve yozlaşmanın bu aşamaya gelmesinin pek çok sebebi var elbette. Bugün bunları konuşmak yerine bu hastalığın tedavisine yoğunlaşmak gerekir.
İçinde bulunduğumuz durumun ne kadar vahim boyutlarda olduğunu gözden kaçırmamakla birlikte; asla ve asla ümitsizliğe düşmemek lazımdır.
Rabbani bir reçeteyle bu hastalıktan kurtuluş olduğunu bilip ona göre hareket etmek lazımdır.
İnandığı Allah'a güvenen ve niyetlerini tashih eden bir topluluk için Allah'ın yardımı her daim yakındır.
Ama düzen bozuk deyip düzenden daha bozuk olanlar asla bu bataklığı kurutamazlar.
Madem teşhis belli ama buna rağmen niçin çözüme gidilememekte, niçin teşhisin tedavisi uygulanmamaktadır
Aslında en büyük hastalık; gaflet ve basiretsizliktir.
Basireti körelten ve gafleti artıran başlıca şeyler şunlardır:
1- Haram yemek içmek
2- Harama bakmak.
3- Zalim ve fasıkları sevmek
4- Çok yemek
- çok konuşmak
- çok uyumak
- çok gülmek.
5- Günah meclislerinde vakit geçirmek.
6- Bidatleri işlemek.
7- Yanlış iletişim araçlarına müptela olmak.
8- Batıl mihrakları ve iş birlikçileri tasvip etmek.
Önce bu gaflete sebep olan ve basiret körlüğü veren bu illetten kurtulmak lazım.
Bu hastalıkların tedavi yolları ise şunlardır:
1- Şartsız ve koşulsuz Allah'a ve onun kanunlarına tam olarak dönmek.
2- Dinin esasları üzerine Müslümanların tamamının birlik olması.

13