Sen tebliğ peygamberiydin. Konuşurken her bir kelime sanki mübarek dudaklarından mücessem bir nur kütlesi olarak çıkar ve kalplere yerleşirdi. Tane tane konuşmalıydın ki; onları bize Ebu Hureyre'ler aynen aktarmalıydı. Sen de öyle yaptın. Aişe annemiz diyorlar, "Rasulallah tane tane konuşur, bir kimse saymaya kalksa sayar ve ezberlerdi. Yani peşi peşine alelacele hızlıca konuşmaz, huzuruna varanlar rahatça ezberleyebilirdi. Zaten o söz dudaklarından hak dışında başka söz çıkmayan, her sözü vahiy olan bir peygamber dudağından çıkıyordu.
Bu âlem, merhamette Senin gibisini görmedi. Merhamet ediniz ki size de merhamet edilsin buyururdun. Bize Rabbimizin yüz merhametinin sadece birini dünyaya hasredildiğini, geri kalan kısmının da ahirette müminlere özel kılınacağını Sen haber verdin. Hep kolaylaştırıp merhametle muamele ettin.
Kız çocukları ve kadınlar Senin onlara kıymet vererek yaptığın güzel davranışlarınla insan muamelesi gördüler. İtilip kakılan olmaktan ve ikinci sınıf muamelesi görmekten kurtuldular. Zulüm altında inleyen ağlayan kadınların gözyaşları senin merhamet elini uzatmanla son buldu. Müminlerin analarına karşı davranışın ümmete numune oldu. Kadınlar toprak altından, horlanmış bir vaziyetten iffet örtüsüne muhtereme olarak büründü. Toprakla yüzleri örtülen (gömülen) kadınlar, kız çocukları iffet örtüsüyle örtündü.
Çocuklara selam verir, onları sevindirirdin. "On çocuğum var ama ben onları hiç öpmedim" diyen adama "Merhamet etmeyene merhamet edilmez" buyurmuştun. Bayramda yetim bir kızı sevindirmen ve yetimlere sahip çıkman bugün yetimlere kol kanat ve şefkat eli oldu. Ebeveynini kaybeden öksüz ve yetimler, Senin teşviklerinle baş tacı edildi. Sahabe onlara şaka yaptığını görüp şaşırmış ve "Ya Rasulallah, sen bizimle oynaşıyorsun" dediği zaman "Ben hak dışında hiçbir şey söylemem" cevabını vermiştin. "Her şeyinle onların yardımcısı olup bende olan hiçbir şeyi gizlemeyeceğim" diyerek onları isteklerine koşuştun. Sen ashabını gelmeyene git, vermeyene ver ve seninle alakayı kesenle alaka kur. Hep veren olmak için çalış, kazan, ömrünü boş işlerle zayi etme. Doğan güneşin kıyamet gününe kadar aynı gün için doğmayacağını unutma. O günü hakkında şefaatçi kılacak amellerle tezyin etmenin yoluna bak diye eğittin. "Her kim ki ihlaslı bir şekilde Lailaheillallah derse cennete girer." (Taberani) buyurarak İbrahim (a.s)'a Rabbimizin, "De ki benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir." (En'am, 6/162) ilahi emrini hatırlattın.
"Numune bir fert hangi vasıfları haiz olmalıdır" sorusunun cevabını biz Sende bulduk ve Sana kulak verdik: Allah, bir kulun hayrını murad ettiği zaman kalbinin kilidini açar. Onun içine sadakat ve yakin (tereddütsüz iman) koyar. Kalbini, giren her şeye anlayışlı kılar. Kalbini kalb-i selim kılar, dilini (sadık) doğru kılar, kulaklarını işiten, gözü de gören göz kılar.

5