"Allah'a kulluk edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babanıza iyilikte bulunun. Akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolda kalmışlara, elinizin altında bulunan köle, câriye, hizmetçi ve işçilere iyilik yapın. Çünkü Allah, kendini beğenen ve çokça övünüp duran kimseleri kesinlikle sevmez." (Nisa 36)
Apartman girişinde tanıştığı adam, yedi yıllık kapı komşusu çıktı. Komşuluğun geldiği boyutu anlatmak için başka söze ne hacet.
Maalesef bağlar tamamen kopuyor. Hak hukuk göz ardı edilip bir köşeye bırakılıyor.
Rasulüllah Efendimiz, komşuya iyilik ve ihsanı Allah'a ve ahiret gününe iman edenlerin yapabileceğini ifade ediyor. "Allah, komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim" buyuruyor.
İslam'da komşunun önemini bilmek için Peygamber Efendimiz'in şu hadis-i şerifi bile kâfidir: "Cebrail, komşu hakkını bana o kadar çok tavsiye etti ki, komşunun komşuya mirasçı olacağını zannettim." (Buhari)
Atalarımız, evden önce komşuyu seçmeyi ifade eden "Ev alma, komşu al" sözü, en çok tekrar eden atasözlerindendir.
Kapı komşusu, kendisi için istediği hayrı komşusu için de istemedikçe, komşu hakkını ödeyemez. Onunla karşılaşınca şöyle canı gönülden selam vermek ve onun selamına karşılık vermek, sevgi ve saygıyı temellendiren ilk unsurdur.
Komşuya huzursuzluk ve sıkıntı vermeme üzere yaşamını planlar, hatta çocuklarını da bu minval üzere yetiştirir.
Komşusunu sevinç ve mutlu günlerine davet etmeyi ihmal etmez, düğün yemeğine davet etmek gibi...
Komşunun, hassasiyeti ve İslami riayeti olmayabilir. Bu durumda ondan uzaklaşıp onu terk etme yerine, onu nasihatle hayra çağırmalıdır. Çünkü "Din nasihattir." Nasihat ise en güzel bir üslup ile olmalıdır.
Komşular arasındaki sevgi, ülfet ve yakınlaşmayı temin edecek en etkili şey; onlara hediyeler göndermektir.
Komşunun emaneti komşuya aittir. Her zaman bu emaneti muhafaza konumunda olmalıdır. Özellikle komşu, bir sefere çıktığı zaman onun ehlini ve emanetlerini korumalıdır.
Hastalığında ziyaret edip, tedavisi için yardımcı olmaya çalışmalı, yakın ilgi ve alaka göstermelidir.
Belli aralıklarla bir şeye ihtiyacı olup olmadığını sormalıdır. Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
"Kardeşinin bir ihtiyacını gidermen mescitte itikafa girmenden daha hayırlıdır."
En azından fiili bir şey yapma imkânı bulamasa bile; onun ıslahı ve başarısı için dua etmelidir.
Samimi bir şekilde ona karşı tebessüm etmelidir. Bir hadiste, "Kardeşine bir tebessüm bile olsa hiçbir iyiliği hakir görme." (Müslim) buyrulmaktadır. Hakikaten günümüzde insanlar, birbirlerine bir tebessümü bile çok görür oldu.
Haram bir davet olmadığı müddetçe davetine icabet etmek de en önemli haklardan olsa gerek.

5