Hakkı tutmak, adamları değil

Hakkı savunmak için çoğunlukla mı beklemeli, yoksa yalnız kalsanız bile doğru olanı mı söylemelisiniz?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, ölçüsüz sevginin ve heveslerin insanları haktan sapmasına neden olduğunu, bu nedenle Kur'an ve Sünneti hayat ölçüsü olarak benimsemenin şart olduğunu iddia ediyor. Bunu, kalabalık takıntısının insanları yanlış yola çekebileceği ve hakkın çoğunlukla değil prensiplerin doğruluğuyla ölçüldüğü tezleriyle destekliyor. Ancak tarihte samimi muhalefetçiler olan insanlar, kendi ölçülerini ne kadar doğru belirleyebildiler?

Günümüzde haktan sapmanın sebeplerinden birisi de ölçüsüz sevmektir.

"Hak, kimden gelirse gelsin kabul et velev ki sana uzak, sevmediğin bir kimseden de olsa,

Batıl, sana kimden gelirse gelsin reddet; velev ki sevdiğin bir yakınından da olsa." (Mevkuf hadis Übeyy b. Kab mevkufu)

Netice; hak değişmez ama adamlar değişir. Adamlara endeksli olanlar adamlar değiştikçe onlar da değişirler. Hiç kimse sevdiğini Kur'an ve Sünnet'in önüne geçirmesin, yoksa asla Hak üzere kalamaz. Düşman da olsa hakkı söylüyorsa, kabul etmek lazım. Dost da olsa yanlış söylüyorsa, reddedip güzelce uyarmak lazım; çünkü hakiki dostlar, dostlarının yanlışlarını usulüne uygun olarak düzeltmesine yardımcı olurlar.

Allah'ın hakkı ihlal edilerek adam hakkı ödenmez. Allah'ın gazabını alma pahasına başkalarını razı etme yoluna gidilmez. Allah'a isyan pahasına kullara itaat edilmez.

İtaat noktasında Allah'ın hakkı altıdır:

1- Amelde ihlas.

2- Allah için salih amelleri başkalarına nasihat etmek.

3- Amelde Allah'ın Rasulü'ne uymak.

4- Amelde ihsan makamına ulaşmak.

5- Allah'ın ameli lütfedenin ve minnete hak sahibi olduğunu ikrar etmek.

6- Her şeye rağmen amel işlemede eksik ve yetersiz olduğunu itiraf etmek. Kur'an ve sünneti terk etmek ve heva hevese uymak temel olarak haktan sapma sebebidir. Abdullah b. Mesud şöyle buyuruyor:

"Siz öyle bir zamandasınız ki; HAK, heva ve hevese komuta ediyor.

Öyle bir zaman gelecek ki heva ve heves, HAKKI komuta edecek. İşte bu zamandan ALLAH'a sığınırız.

Heveslerin ve nefsani duyguların öne geçirildiği bir zamandayız.

Tabii ki hakkın safında duranlar, hakkı müdafaa edip hakkın hakimiyeti için mücadele etmelidir. Batıla karşı mücadele etmelidir.

Hz. Ali şöyle demiştir:

"Hak ehli, batıla karşı sustuğu zaman, batıllar, kendilerini hak yol üzere olduklarını zannederler."

En büyük hastalıklardan birisi de; batıl ehlinin kendisini hak zannedip öyle izhar etmesidir. Zaten kimse biz batılız diye kendisine çağırmaz. Kendini hak zanneden batılla hem mücadele hem de Hakka dönmesi için dua etmek lazım.

Ahmed b. Hanbel'in duasından bir dua aynen şöyleydi:

"Allah'ım! Bu ümmetten her kim HAK üzere olmadığı halde kendisini HAK üzere olduğunu zannediyorsa onu HAK üzere olması için HAKKA döndür."