Bu ayet-i kerimede cemaat olmanın, cemaati, İslam cemaati yapmanın, münferit meşrepler adına cemaat deyip de paramparça edilen lafızlardan da kavramlardan da ıstılahlardan da uzak durmak suretiyle; cemaat bir tanedir, İslam cemaatidir. Israrla vurgulamak gerekirse; cemaat ikiye ayrılır; namazda Müslümanların safta durmuş olduğu cemaattir ki; buna küçük cemaat denir. İslam cemaati bu kübra en büyük cemaattir ki; bir halifenin başında olduğu ve ümmetin toptan altında toplanmış olduğu bilinçtir. Ümmet bilincidir; işte bu da cemaat-i kübradır. İslam cemaati bu manada bir tanedir.
Muhterem kardeşlerim!
Şimdi bu ayet-i kerimeyi şu ayet-i kerime tefsir ediyor, "Diğer yollara uymayınız, eğer diğer yollara uyarsanız, Allah'ın yolundan, hak yoldan sizi ayırır götürür, hakkını vererek vazifeleriniz sorumluluklarınızın farkında olur, bilir ve takva edersiniz diye Allah size böyle nasihat eder." Şimdi bu ayet-i kerimeye bakın, nasıl bir mana ifade ediyor
Peygamberimiz etrafında ashabından birtakım kimseler vardı, bize rivayet ettiği için ravisi olduğu için, Abdullah bin Mesud, bakın bu ayet-i kerimeyi nasıl tefsir ediyor. Buraya çok dikkat edelim, Peygamberimiz, elinde bir değnek, bize bir çizgi çizdi buyuruyor, dümdüz bir çizgi.
Yere toprağa dümdüz bir çizgi çizdi. Sonra da sağına soluna küçük küçük birtakım çizgiler çizdi. Ortada dümdüz temel bir çizgi, tek bir çizgi dosdoğru, eğriliği olmayan tek bir çizgi, kesintisiz bir çizgi ve sağına da soluna da küçük küçük, kısa kısa kesikli çizgiler çizdi ve sonra buyurdu ki; işte bunlar birtakım yollardır ve o yolların her birinin başında da şeytan vardır. Bakın ortadaki Hak yol, diğerleri kendine çağıran şeytana, şeytanizme çağıran hepsinin başında bir önder vardır. Sonra ortadaki çizgiyi gösterdi. Peygamberimiz, ana çizgiyi gösterdi ve şu ayeti okudu; "İşte bu benim dosdoğru yolumdur. Buna uyun, eğer diğerlerine uyarsanız bu ana yol olan İslam yolundan, Allah'ın yolundan sizi ayırır.
Şimdi tarife bakın, Hak birdir, dosdoğru bir esas caddedir, ana caddedir, ana caddenin başında Kur'an ve sünnet noktasında peygamberler ve peygamberlerin yolunda olanlar vardır. Sistem, aynı yola çıkartacak. Ama diğerleri bu yolda kalmamış, sağda kalmış, solda kalmış. Sağda kalmış da aynı batıl yolda, solda kalmış da aynı batıl yolda.
Ortada, hak yolda kalmadıktan sonra... Allah'ın Resulü, ya bu sağ tarafta kalanlar yazık, şöyle bunlara biraz daha kibar mı konuşsak acaba dememiş.
Çünkü onlara da emri şeytan buyuruyor. Sol tarafta kalmış da. Sen, hak cadde-i kübrada İslam sisteminde, İslam'ın emrettiği doğrulukta ve yolda kalmadıktan sonra sapma, noktan ha sağ taraf olmuş ha sol taraf, fark eder mi... Şöyle misal verelim; dümdüz bir yol ama sağı da solu da korkunç uçurum. Araba hızlı bir şekilde giderken, sağ tarafa yalpa yaptı, sağ taraftan uçuruma gitti, başka bir araba da sol tarafa yalpa yaptı ve sol taraftan uçuruma gitti. Artık o gitti, o adam da akabinde onun peşinden gitti.
Onu tanıyan, bilen ehli, eşi dostu "İyi ya şükür ki bizimki sol tarafa yalpa yapıp da soldan uçuruma gitmedi" der mi Hayır, demez. İkisi de helaktir, ikisi de ölümdür. Hak dışında İslam çizgisi dışında sağda kalsa da solda kalsa da sonuç itibarıyla azaptır, ölümdür, dalalettir ve sapıklıktır, Rabbim muhafaza buyursun.

12