Rasulüllah Efendimiz'e "Hastalıktan şifa bulma kaderin neresindedir" diye soruldu.
Rasulüllah buyurdu ki: "Deva da kaderdendir."
CEVAP: Bu manada bir hadis-i şerif Tirmizi'de şu şekildedir:
Rasulüllah'a sordum: Ey Allah'ın Rasulü! Şifa umarak yaptığımız şeri rukyeler ve tedavi olduğumuz hastalıklar ve kendimizi koruduğumuz tedbirler hakkında ne dersin Bütün bunlar Allah'ın kaderinden herhangi bir şeyi geri çevirir mi
Rasulüllah, "O işlemler de Allah'ın kaderindendir" buyurdu.
Bu hadis-i şerifi ve kısaca kader meselesinden çıkan sonucu şöyle özetleyebiliriz:
1- Bu hadis-i şerif hasen hadistir; yani hadis olma noktasında hiçbir sıkıntı yoktur.
2- Her ne kadar lafzında sahih derecesine ulaşmasa da mana itibarıyla sahihtir.
3- Kula düşen tedavi ve tedbirdir. Kader noktasını adaletine tamamen itimat ederek Allah'a bırakmaktır. Çünkü bir hadis-i şerifte Rasulüllah "Tedavi olunuz Ey Allah'ın kulları..." buyuruyor.
4- Allah'ın ilmi ezelide amellerimizi önceden bilip yazması kulların fiillerine müdahale değildir. Kulların cüzi iradesini devre dışı bırakmıyor.
Güneş tutulmasını bizlerin önceden bilip takvime yazmamız nasıl ki güneş tutulmasına müdahale değil, mantık aynı mantıktır.
Güneş, biz takvime yazdığımız için tutuluyor değil; biz önceden bildiğimiz için sadece yazmış oluyoruz.
5- Kaderi bir ilahi sır kabul edip doğrudan iman edip çok detaya dalmamak lazım.

50