Görülen o ki prangalar kalkınca moraller yükseliyor, küçük dokunuşlar büyük sonuçlar doğuruyor. Haftalardır oynaması gerektiğini düşündüğümüz oyuncular yerlerine yerleşince Trabzonspor da olması gereken yere dönüyor. Demek ki mesele her zaman kadro ve eksikler değilmiş! Hüseyin Çimşir çok kısa sürede çok basit gerçeklere dokundu. Trabzon'un, Trabzonsporlu'nun nabzını tuttu; futbol birikimini de ekleyip elindeki kadrodan alabileceği maksimum verimi aldı. Üstelik bunu futbolu yeniden icat etmeye çalışmadan yaptı. Çünkü Trabzonspor'un yazılmamış kuralları vardır. Trabzonspor 'Kazanmak istiyoruz demez, kazanmak istediğini rakibine hissettirir. Önde oynar. Kendi kalesinin önünde pas rekorları kırarak oyunu kontrol ettiğini zannetmez. Atak oynar, dik oynar, dikine gider. Rakibi rahat ettirmez. Hüseyin Çimşir dün sadece bunları hatırlattı.
Trabzon gibi oynamak!
Futbol bazen ısrarla karmaşıklaştırıldığı için kötü görünür. Oysa doğru oyuncuyu doğru yere koymak, yeteneğin önündeki freni kaldırmak ve takımınıza kendi kimliğini hatırlatmak çoğu zaman yeterlidir. Futbolun gerçekleriyle inatlaşarak kimse kazanmadı. Trabzonspor dün kaliteli kadrosunun hakkını verdi. Oyunuyla, skoruyla ve enerjisiyle uzun zamandır özlenen duyguyu taraftarına yeniden yaşattı. Bundan sonrası zaman meselesi. Ama bir şey şimdiden değişti: Prangalar kalktı. Oyuncular özgürleşti. Onları Trabzonspor'a getiren yeteneklerini sergilediler sadece... Takım gülümsedi. Bazen tedavi reçetesi çok basittir: Trabzonspor'u Trabzonspor gibi oynatmak!

31