Hiçli savunma!

Hoca sahaya üç stoperle çıkıyor ama "üçlü oynamıyorum" diyor. Bir bildiği var diyoruz. Ama bizler de ekrana değil, satranç tahtasına bakıyormuş gibi hissediyoruz. Kafamız allak bullak. Şablon öyle, solda Batagov. Görüntü, tarif, izleyen başka, rakip başka şeyler hayal ediyor bu durumda. Oysa futbol netlik ister; tarifle değil, yerleşimle oynanır. İzleyen için oynanır. Ortada akıcı, ikna edici bir oyun yok. Plan vardır mutlaka ama sahada karşılığı zayıfsa fikir olarak kalır. Takım neyi savunduğunu, nerede çoğalacağını, topa nasıl hükmedeceğini arıyor. Sürekli değişen roller, bitmeyen yer değişiklikleri…

Haberin Devamı ›

Oyuncu daha alışmadan başka bir sayfa açılıyor. Allah'tan gol diye bir şey var. Ve yine sahneye Onuachu çıkıyor. Israrla yazıyorum: Onuachu'su olan favoridir. İlk yarı tek pozisyon, tek kafa, gol. İkinci yarıda hocanın soyunma odası fırçasından da olabilir; hamlelerle gelen üst üste iki kafa golü… Zayıf rakip tamamen ümitsizliğe itiliyor ve bir anda "kazanan haklıdır" iklimi oluşuyor. Oyun tartışılır ama skor net. Zubkov belli ki takımı özlemiş; iştahı, koşusu, bağlantı oyununa katkısı bunu gösterdi. Okay, Ozan, Nwakaeme, Saviç…