Mutlak Butlan ve Kılıçdaroğlu Modeli

CHP Genel Merkezi'nin kuşatılması, Türk siyasal tarihine demokrasinin "tahrip" edildiği kara bir gün olarak geçecektir. Ankara'daki bar koruyucularından oluşan belinde bıçaklarla gelmiş bir güruh... Onlara destek olan ve plastik mermi, biber gazı kullanan polisler...

CHP Genel Merkezi'nin kapılarının yıkılması... Bu karma kuvvetin CHP Genel Merkezi'ni işgal etmesi... Seçilmiş genel başkan Özel ve ekibinin adeta yaka paça genel merkezden çıkarılması... Bu anlık görüntüler özellikle CHP örgütünün emekçileri tarafından asla unutulmaz. Ve sebep olanlar hiçbir zaman affedilmez.

Bu korkunç tablo bayramdan önce 21 Mayıs'ta gerçekleşti.

Bugün itibarıyla, bu olayın üzerinden dolu dolu üç hafta geçmiş bulunuyor. İlk aşamada anlaşılamayan durumlar da açıklığa kavuştu.

İşin esası şudur: CHP, siyasi iktidarın projesi uygulanarak işgal ediliyor ve parçalanıyor.

13 yıl genel başkanlığını ve milletvekilliğini yaptığı CHP'ye hukuken tartışmalı mutlak butlan etiketiyle gelen Kılıçdaroğlu'nun yönetim modeli de açıklığa kavuşmuş bulunuyor. Kılıçdaroğlu'nun yönetim modeli şudur:

Ben istediğim kararı alır ve uygularım. İstemediğim kararı "mutlak butlan ve tedbir kararı"nı gerekçe göstererek reddederim. İşte somut örnekler:

- Kılıçdaroğlu parti meclisi üyesi olmayanların da içinde olduğu yeni bir merkez yönetim kurulu oluşturuyor ve partiyi seçilmemiş bu kurulla yönetiyor.

- Kılıçdaroğlu CHP tüzüğüne aykırı olarak milletvekillerini kesin ihraç kararıyla yüksek disiplin kuruluna sevk ediyor. Oysa CHP tüzüğüne göre, milletvekilleri ancak parti meclisi kararıyla disiplin kuruluna sevk edilebilir. Kılıçdaroğlu, "Ben mutlak butlan başkanıyım, CHP tüzüğü beni bağlamaz" diyor.

- Kılıçdaroğlu, CHP grup başkanvekillerini azlediyor, onları yüksek disiplin kuruluna gönderiyor. Oysa CHP tüzüğüne göre grup başkanvekillerini CHP milletvekilleri seçer. Genel başkanın onları görevden alma yetkisi yoktur.

- Parti meclisinin 57 üyesinin 28'i istifa etti. CHP Meclis grubundan 100'ü aşkın milletvekili kendisine karşı olduğunu açıkladı, Kılıçdaroğlu cevap bile vermiyor. Hiç üzerine almıyor. Adeta "ok iyi yapıyorsunuz, beni rahatlatıyorsunuz" diyor.

- Kendisinin atadığı merkez yönetim kurulu üyeleri "İstifalar önemli değil, beş kişi kalsak bile CHP'yi biz yöneteceğiz" diyor.

-Tüm bu kararları alırken Siyasi Partiler Kanunu'nu, CHP tüzüğünü bir yana bırakıyor. Adeta ben "Mutlak butlan olarak tayin edilmiş otokratım, beni tüzük-kanun ilgilendirmez" diyor.

- Mutlak butlancı Kılıçdaroğlu bunlar yetmezmiş gibi, son konuşmalarında siyasal iktidarın dış politikasına paralel görüşler ileriye sürerek "Yeniden Osmanlı coğrafyasına yönelmeliyiz" diyor. Bu politika değişikliği için parti meclisine sormayı aklına bile getirmiyor.