Erken Seçim için Göstergeler...

Siyasal iktidar sahipleri kamuoyunda kendileri için olumlu bir genel durum oluşmadıkça erken genel seçime gitmezler. Bu tüm dünyada uygulanan bir durumdur.

Siyasal iktidarların erken seçim kararı almaları için genel olarak koşulların kendileri için olumlu olduğuna inanmaları gerekir. Bunun dışında siyasal ve toplumsal olaylar iktidarları erken seçime zorlayabilir. Böylesi bir durum için örnek, 2002 yılında Ecevit iktidarı sırasında, iktidarın koalisyon ortağı MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin aniden erken seçim istemesi olayıdır. Bu durumda Başbakan Ecevit erken seçime gitmek zorunda kalmıştı.

İkinci bir durum kamuoyunun erken seçim baskısıdır.

Türkiye'de genel seçimler için prensip olarak daha iki yıl vardır. Erdoğan kuşkusuz bu iki yılı en iyi biçimde kullanmak isteyecek, bu zaman süresi içinde AKP için en uygun zamanı bulmaya çalışacaktır.

AKP iktidarı 2025 Mart ayında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu'nun ardından Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ve Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek'i tutukladı. Bunun yanında 15'e yakın belediye başkanı tutuklandı. Siyasal iktidarın amacı kamuoyunda CHP'li belediyeler konusunda olumsuz bir etki yaratmaktı.

Mart 2025'ten bugüne büyükşehir ve ilçe belediye başkanlarının tutuklanmaları karşısında CHP önemli bir kitlesel hareket yapmaktadır. 2025 Mart ayından bugüne 10 ay içinde 80 miting düzenlenmiştir. Bu kitlesel hareket beklenmiyordu, başarılı olabileceği tartışılıyordu. Başarılı olmuştur. Tutuklanmaların etkisini limite indirmiş, hatta kamuoyunda tutuklanmaların adaletsiz olduğu görüşünü giderek pekiştirmiştir. Aslında, halkı etkileyen temel konu hayat pahalılığı, genel adaletsizlik gibi konulardır.

AKP iktidarı genel strateji dışı bir durum ortaya çıkmadıkça ve AKP lehine bir durumu açıkça görmedikçe erken seçime gitmeyecektir. Ancak kamuoyunu etkileyerek halk kitlelerindeki olumsuz havayı AKP lehine çevirecek girişimler başlamıştır.

Son haftalarda, AKP'nin aldığı siyasal kararlar erken seçim için zemin oluşturmaya dönüktür. Birer birer açıklanan bu kararlar siyasal iktidarın 2026 sonbahar ya da 2027'nin yaz aylarında seçime gideceğini gösteren işaret fişekleridir.

Öncelikle, AKP'nin Meclis'te anayasa değişikliği ve erken seçim için gerekli sayıyı bulmak amacıyla milletvekili transferlerine yoğunlaştığı görülüyor. Milletvekili transferlerinde AKP'ye geçen milletvekillerine önümüzdeki dönemde seçilmeleri için güvence verildiği Ankara ve Meclis kulislerinde açıkça söyleniyor, yazılıyor. Milletvekili transferlerinin devam edeceği de belirtiliyor.

Son aylarda açıklanan ve genel seçimlerde kamuoyunu olumlu etkilemesi düşünülen kimi öneri ve girişimler özetle aşağıya çıkarılmıştır:

Her şeyden önce deprem bölgelerinde zor durumda kalmış olan vatandaşları tatmin etmek için konut yapımının süreceği belirtiliyor. Biten konutların kura çekilerek dağıtılmasına önem veriliyor.

EV KADINLARINA ASGARİ ÜCRET

Geliri olmayan her aileye asgari ücret ödenmesi projesi, bugünlerde açıklanan önemli ve etkin projedir. Erdoğan'ın açıkladığı projenin özeti şudur:

Bugün Türkiye'de 7.5 milyona yakın ev kadını var ve bunların herhangi bir işi yok. ocuk bakıyor, yaşlı aile büyüklerine bakıyor ve aile yaşamının zorunlu işlerini yükleniyorlar.

Kuşkusuz bu önemli ve potansiyel bir topluluktur. Türkiye'de resmi kadın işsizlik oranı yüzde 11.8, atıl işgücü oranı ise yüzde 38.9'dır.

Her ev kadınına her ay asgari ücret düzeyinde ödeme yapılması projesi, genel çerçevede iş yaşamına katılamayan 5.5 milyona yakın ev kadınını içeriyor. Bu çok büyük bir rakamdır.

Bunun için 28 bin TL'den hesaplandığında yıllık maliyet 1 trilyon 848 milyar TL'yi buluyor.