Dün Halk TV'ye kayyım atandı. Kuşkusuz bu durum basın özgürlüğü açısından son derece sakıncalı ve tehlikelidir. Bugün AKP ve milli irade konusunu ele alacağız.
Yazımıza öncelikle bir tespitle başlayalım. AKP siyasal iktidarı giderek "milli irade" ilkesinden uzaklaşıyor. Onun yerine türlü yöntemler kullanılarak seçilmiş belediye başkanlarının AKP'ye transferleri öne çıkıyor. Bu siyasal bir tercihtir ve irdelenmesi gerekir.
Demokrasinin en önemli ve vazgeçilmez unsuru genel seçimlerdir. Genel seçimler dünyanın her yerinde "milli irade" ve "halk iradesihalk kararı" olarak değerlendirilir.
Türk siyasal yaşamına gelince... Demokrat Parti (DP), "milli irade" ilkesini kuruluşundan itibaren içtenlikle benimsemiş ve "Yeter söz milletindir" sloganı ile bu düşünceyi kitlelere taşımıştır.
DP'den sonra iktidara gelen Adalet Partisi daha sonra uzun yıllar iktidarda kalan Demirel'in Doğru Yol Partisi (DYP), ANAP ve sonunda AKP, bu önemli kurala sadık kalmıştır.
Ancak 2024'teki yerel seçimleri kaybeden AKP'nin bu demokratik kuraldan adım adım uzaklaştığı görülüyor.
Aslında son yerel seçimler çok radikal sonuçlar getirmiştir.
2024 yerel seçimlerinde ana muhalefet CHP başarılı sonuçlar aldı. İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Mersin, Aydın, Edirne gibi büyükşehirlerin belediye başkanlıklarını kazandı. Şöyle çarpıcı bir sonuç elde edilmiştir: "Türkiye nüfusunun yüzde 60'ının yaşadığı, GSYH'nin yüzde 80'ini üreten bir alan" ana muhalefet partisinin eline geçmişti.
Açıkçası özellikle 2025 ve 2026 yılında AKP siyasal iktidarı "milli irade", "halkın seçtiği belediye başkanı"na saygı ilkesini terk etti.
7 büyükşehir belediye başkanı görevden alınmış, 35 belediye başkanı tutuklanmış, 13 belediyeye kayyım atanmıştır.
Belediye başkanlarının AKP'ye transfer olmaları, çok önemli bir başarı, adeta milli irade başarısı gibi sunuluyor. İlçe belediye meclis üyelerinden tutuklanıp baskı ile parti değiştirenlerin sayısı belli değildir.

10