Zor günler önümüzde...

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından 18 üyeli "cumhurbaşkanlığı kabinesine", -1982 Anayasası'nın son değişikliği ile "cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi" denen "acayip" düzene geçtiğimiz tarihten beri- "en stratejik" tayinler yapıldı ve adalet bakanlığı makamına İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek, içişleri bakanlığına da Erzurum Valisi Mustafa iftçi getirildi.

Bu tayinleri neden "stratejik önemde" gördüğümü baştan belirtmek isterim:

Bu ülkeyi 24 yıldır yöneten Tayyip Erdoğan, "Milli Görüş"çü olduğu dönemden bugüne kadar önce koyu bir "İslamcı", sonra Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üye olmasının beklendiği 2003-2007 arasında ateşli bir "demokrat", 2011-2015 arasında parlamenter sistem içinde tek kişi egemenliğini kurmaya çalışan bir "otokrat", 2016 tarihli "FETÖ darbe teşebbüsü"nden beri de "tek kişi egemenliğini" yerleştirmeye çalışan ve cumhurbaşkanlığı görev süresini -mümkün olursa- ömrü boyunca uzatmaya çalışan bir politikacıdır.

Tüm bunların ardındaki değişmeyen gerçek, Erdoğan'ın bir süre önce açıkça söylediği "şeriat devleti" özlemidir. Bu amaca ulaşmak için, "yavaş yavaş, sindire sindire hareket edeceklerini" söyleyen de kendisidir.

İşte son iki bakan tayinini "stratejik önemde" kılan gerçek de burada saklıdır:

Örneğin içişleri bakanlığına Mustafa iftçi'nin gelmesi, ayrıca önemliydi. ünkü Diyanet İşleri Başkanlığı'nı 8 yıl boyunca işgal eden Ali Erbaş, laik Atatürk Cumhuriyeti ile ne kadar barışık idiyse Mustafa iftçi de o kadar barışıktı. iftçi, orum Valiliği sırasında Atatürk'ün "şapka devrimi"ne karşı "Frenk Mukallitliği (taklitçiliği) ve Şapka Risalesi" isimli kitabını yayımlayan, daha önceki yıllarda Mahmut Şevket Paşa suikastına karıştığı için hapse mahkûm edilen, Kuvayı Milliye'ye karşı çıkan İskilipli Atıf Hoca'yı ölüm yıldönümünde mezarı başında anmıştı. Atıf Hoca, İstiklal Mahkemesi tarafından yargılanarak idama mahkûm edildi. Cezası Ocak 1926'da Ankara'da infaz edildi.

İmam hatip lisesi, ardından Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu olan Mustafa iftçi, ayrıca Sultan İkinci Abdülhamit'in "cülusunu"nun (tahta çıkışının) yıldönümünü kutlayan kişiydi.