Her yıl 23 Nisan günü kutlanan Ulusal Egemenlik ve ocuk Bayramı töreninde biz -o zamanki- çocuklar "10 yılda 15 milyon genç yarattık her yaştan!" derken ve "Demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan!" diye haykırırken yeri göğü inletir, Türk ulusunun bir bireyi olduğumuz için göğsümüz kabarır ve "çağdaş uyarlığı yakalayıp geçme" azmimizi iliklerimize kadar hissederdik.
O zaman da daha iyi yetişmek, akranlarından daha iyi bir uzman olarak yurda dönmek hırsıyla yurtdışına giden gençlerimiz vardı. Onlar Atatürk'ün ifadesiyle "bir kıvılcım gibi gidip bir şimşek gibi dönmeyi" ideal olarak benimserlerdi.
Ve Türkiye kısa bir süre içinde küllerinden çağdaş, modern bir devlet olarak doğmuştu.
Dünkü gazetelerden birinde "dünyanın en iyi üniversiteleri" konulu bir haber yayımlandı. "Times Higher Education" tarafından 2026 yılı için 2 bin 191 üniversite üzerinde sekiz değişik açıdan yapılan araştırmaya göre, "hukuk öğretiminde" ülkemizin adı hiçbir yerde geçmiyormuş. Oysa Türkiye'de 400 küsur hukuk fakültesi var. Bu demektir ki birçok hukuk fakültesinden mezun olan çocuklar, eskiden kasabalarda bir küçük tahta masa üzerinde daktiloyla "arzuhal" (dilekçe) yazan "istidacı"lara yakın bir eğitim alıyor bu fakültelerde.
Hoş, "Uluslararası Saydamlık Örgütü"nün verilerine göre 2025 yılında 34 puanla, kamu sektöründe neredeyse en büyük yolsuzluk algısının yaşandığı ülke olmuşuz. Bu Avrupa Birliği üyelik süreci içindeki ülkeler arasında en düşük puan. Örneğin Kosova'nın puanı 44, Arnavutluk'un 42, bir Asya ülkesi olan Kazakistan'ınki 40'tır.
Bizim hem meslektaşlarımızın hem de demokrasiye inanmış politikacılarımızın ve aydınlarımızın en çok utandığı ölçek de her yıl olduğu gibi ülkemizdeki gazetecilerin görevlerini ne kadar özgürlük içinde yaptıklarıyla ilgili ölçekte karşımıza çıkmaktadır.
Gerçi ülkemizde bir İsveç, Finlandiya kadar özgürlükçü bir ortam hiç yaşanmış değildir. Ama Türkiye'de biz gazeteciler 1990'ların son yıllarında 180 kadar ülke arasında 90-91-92'inci sıralardaydık. Oysa AKP iktidarı döneminde her yıl biraz daha geri düşerek 2025 yılında 180 ülke içinde 159'unculuğa düştük.
Ama bu yüzden utanan bir sorumlu politikacıya da 2003 yılından beri rastlamadık.
İletişim (basın) özgürlüğünde durumumuz böyle de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin "evrensel hukuk ilkelerine göre" verdiği kararlar bağlamında ülkemizin durumu daha mı iyi

9