Ahlaksızlık belli ki ne "inançla" ne "statüyle", ne "zenginlikle" ne "yoksullukla" ne de "ırkla" veya "milliyetle" bağlantılı bir durum.
Eğer kişi olarak ahlaksız iseniz ister imparator, ister papa, kral, kraliçe veya devlet başkanı ya da aşiret reisi olun, hiç fark etmez. Böyle bir durumda ne yapar eder ahlaksızlığınızın gereğini yaparsınız.
Devam etmeden tarihe geçmiş bazı ahlaksızlardan örnek vereyim:
İffetsizliğiyle şöhret olmuş Mısır Kraliçesi Kleopatra ile Avusturyalı İmparatoriçe Maria Tereza, atını "vali" tayin eden ve kız kardeşiyle karı-koca ilişkisi kuran Roma İmparatoru Caligula, akla ilk gelen isimlerdir.
ağımızda da devlet başına gelmiş ahlaksızlar vardır.
Hırsızsanız denk getirir çalarsınız. Rüşvetçiyseniz odanızda uçan sinekten bile rüşvet almanın yolunu bulursunuz. Eğer cinsel açıdan aç ve sapıksanız açlığınızı ilk fırsatta tatmin etmeye kalkarsınız.
Sadece biz değil, dünya kamuoyu da bir süredir insanlığın gördüğü en büyük ahlaksızlıklardan birinin -belki de birincisinin- hikâyeleriyle çalkalanıyor.
Altı yıl önce yakalanıp New York'ta tutuklanan ama bir süre sonra hapishanede ölü bulunan Jeffrey Epstein isimli zengin fakat ahlaksız birinden söz ediyorum.
Epstein adı son olarak ABD Başkanı Donald Trump'la da birlikte anıldı. İddiaya göre Trump, Epstein'in Karayip Denizi'ndeki adasına gidenlerden biriymiş. Epstein, o adaya pek soylu, pek şöhretli, pek zengin erkekleri, orada cinsel arzularını tatmin etmek üzere 16- 17 yaşındaki kız çocuklarıyla birlikte götürüyormuş.
Epstein'le yakın ilişkisi ortaya çıkanların başında İngiltere Kralı Charles'ın küçük kardeşi Prens Andrew geliyor. "Prens" dediğime bakmayın, Epstein'le ilişkisi ortaya çıktıktan sonra Andrew'ün "prens" unvanını kullanması yasaklandı. Dahası, kraliyet ailesinin kullandığı saraylardan herhangi birinden yararlanma hakkı da kaldırıldı. Şimdi sade bir İngiliz vatandaşı statüsüne sahip. Yanılmıyorsam devletten maaş da alamıyor.

4