Hukuk öldü...

İçinde bulunduğumuz ortam tam da halk deyişindeki ifadeyle "Damda deli var" der gibi.

28 Şubat 2026 sabahından bu yana aklı eren, eli kalem tutan herkes İsrail'in eli kanlı (kriminal) başbakanı Binyamin Netanyahu güdümündeki ABD Başkanı Donald Trump hakkında denmedik laf bırakmadı.

Haksız mıydılar

Elbette hayır!

Öyle ya... Yirminci asrın ilk çeyreğinde "dünyayı ateşe atan" yeni bir büyük savaş çıkmasın diye, "Milletler Cemiyeti"ni kuran uygar ülkeler, 1933'ün ocak ayında yapılan seçimden Adolf Hitler isimli ruh hastası bir kriminalin, şansölye/başbakan olmasıyla "Cehenneme merhaba" dediler.

Hitler, aynen Yahudilerin kutsal kitabı Tevrat'ta "Yahudilere Tanrı tarafından vaat edilen toprakları" ele geçirmek amacıyla sağa sola saldırması gibi, çevre ülkelerden toprak kazanma kampanyası başlattı. Hitler, aynen Netanyahu gibi, istediği zaman zorla ve tedhişle, işe yaramazsa o yörelerde halkoylaması (referandum) yaptırarak veya askeri baskı uygulayarak sınırlarını genişletmekteydi.

Avrupa ülkeleri, giderek saldırganlaşan Hitler karşısında hep "alttan alma" (ödün verme) ya da "Bana değmeyen yılan bin yıl yaşasın" demeyi tercih ettiler.

Almanya'nın izlediği bu politikaların Milletler Cemiyeti'ni doğuran ilkelere aykırı olduğu yolundaki uyarıları Netanyahu gibi, Hitler de dikkate almadı.

Şimdi Netanyahu'nun oyuncak olarak kullandığı Donald Trump gibi o tarihte de Hitler'in İtalya'daki destekçisi (Duçe) Benito Mussolini vardı. Aradaki fark, o tarihte askeri anlamda güçlü olan Hitler, oyuncak olan Mussolini iken şimdi zayıf görünen Netanyahu askeri gücü büyük olan Trump'ı kullanıyor. Ama ikisinin "büyük bir savaşı önlemek amacıyla" 1945'te kurulan "Birleşmiş Milletler Teşkilatı"na ve onun savunduğu ilkelere saygısızlığının, Hitler'le Mussolini'nin "Milletler Cemiyeti/Cemiyet-i Akvam"a ve "uluslararası hukuk"a saygısızlığı arasında hiç fark yok.