Hiçbir farkları yok

Gözümüz aydın!

ok değil, yakın yıllara kadar "Ben şeriatçıyım!" diyen Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olduğu Türkiye Cumhuriyeti'nde "şeriatçı akımların en güçlülerinden biri olan" Süleymancılar cemaatinin lideri Alihan Kuriş'e ve ona bağlı 33 şirkete Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 17 ilde polis tarafından operasyon yapıldı ve başkan Kuriş dahil 37 kişi gözaltına alındı.

Medyadaki haberlerde Kuriş'in "çıkar amaçlı bir suç örgütü" kurduğu ve onu yönettiği soruşturmanın da bu nedenle başlatıldığı bildiriliyor. Bir de yurtdışına büyük miktarda para kaçırıldığı iddiası var. Ama bu suç nasıl işlenmiş, işleme konu olan paranın Türk Lirası mı, döviz mi olduğu ve miktarı belli değil.

İddialar arasında şiddet kullanma veya silahlı bir eylemden de söz edilmiyor. O nedenle anlaşılan bir terör örgütü söz konusu değil. Yani her şeyin sonunda "adaletimiz (!)", gözaltına alınanlara "Hadi gidin işinize bakın!" kabilinden bir tembihte bulunmakla yetinirse şaşmayalım.

Ama bunlar, Süleymancılar konusunda düşündüklerimizi söylemekten bizi alıkoymamalı.

Yaygın olarak bilindiği gibi bu cemaat 1959'da vefat eden Süleyman Hilmi Tunahan isimli eski bir müderris (medresede öğretmenlik yapan kişi) tarafından kurulmuş. Tunahan Cumhuriyet döneminde bazı liselerde de ders vermiş. Ama asıl işi İstanbul'daki Sultan Ahmet gibi, Yeni Cami gibi büyük camilerde "vaiz"lik yapmak imiş. O da Mehmet Zahit Kotku, Fethullah Gülen, Sait Nursi gibi vaaz verdiği insanlardan bazılarını etrafına toplayarak cemaat oluşturmuş. Süleymancılar böyle doğmuş. Gücünü bol bol Kuran kursu açmaya, öğrenci yurdu yapmaya, buralara yolu düşen öğrencileri "Süleymancı" yapmaya yoğunlaştırmış.