Etme bulma dünyası...

Fatma Betül Sayan Kaya gün yüzüne çıkıp da "Ben 163 milyon liramı yatırıp bir denizcilik şirketinin hisse senetlerini almıştım. Onları Özata isimli şirketi satıp 2 milyar 300 milyon lira aldım" diyerek açıklama yapalı neredeyse iki ay oldu. Savcılığın bir "suç örgütü"nden söz ettiğini ve konuya değinen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın da aynı görüşü paylaştığını kamuoyuna yansıyan haberlerden öğreniyoruz.

Lakin bu nasıl bir hukuk (!) devletidir ki iki aydır bir adım ilerlendiğine tanık olamıyoruz.

Bazı isimler var. Örneğin Tera isimli şirketin bu olayda önemli ve merkezi bir rol üstlendiğini görüyoruz. Ama o şirketle ilgili yeterli bir araştırma, inceleme yapıldığını göremiyoruz veya en azından bilemiyoruz.

Bu gidişle Fatma Betül Sayan Kaya bir kere daha ifade verip de hiçbir şey olmamış gibi evine dönseydi şaşırmazdık. ünkü AKP iktidarı Egemen Bağış, Muammer Güler, Zafer ağlayan, Erdoğan Bayraktar'ı Yüce Divan'a gönderip yargılanmalarına bile izin vermemişti.

Düşünün siz, Fatma Betül Hanım başta olmak üzere bu olayda adı geçenlerden biri aslında gazeteci olsaydı bir daha gökyüzünü görmesine izin verirler miydi

Oysa bu olayda adı geçenlerle ilgili tüm bilgilerin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu başta olmak üzere tüm ilgili kurul ve kurumların elinde olduğu daha ilk günden itibaren sayısız gazete ve TV haberinde bildirildi. Ama iki aya yakın süredir bu yetkililer, Mars'ta yaşıyorlarmış gibi, olup bitenden hiç haberleri yokmuş ve kulaklarının üstüne yatıp uyuyorlarmış gibi davranıyorlar. İşin tuhafı, devletin tüm organlarını çalıştırmakla sorumlu makamları işgal edenler de onlardan farklı davranmıyor.