Yazar, Donald Trump'ı devlet adamından ziyade rant zengini bir işadamı olarak değerlendirerek, onun kuralları yok sayma eğiliminin Ortadoğu'da Türkiye'ye yönelik tehditler yaratacağını savunuyor. Trump'ın Netanyahu ile işbirliği yaparak Güneydoğu Anadolu'ya yönelik hedefleri olduğu iddiasını ileri sürüyor ve bunun tarihsel emsallerinde nasıl başarısızlıkla sonuçlandığını hatırlatıyor. Ancak, Trump'ın karşısındaki Türk ulusu ve onun direnciyle bu planların fiilen gerçekleşip gerçekleşmeyeceği açık mı?
Ne şaka yapmak niyetindeyim ne de birtakım fantezilerle sizi meşgul etmeyi amaçlıyorum. Ama son zamanlarda sıkça kullanılan bir sıfat var ya, "sosyal medya fenomeni" diye. Onlara benzeyen ama konumuna bakınca "devlet adamı" demek isteyeceğiniz bir kişiden, adıyla sanıyla ABD Başkanı Donald Trump'tan söz edeceğim.
Şimdi dünyayı tek başına yönetecek bir "büyük ve güçlü ABD" yaratmaya soyunan Donald Trump, Almanya'dan ABD'ye göç etmiş bir ailenin çocuğudur. Hem ABD hem de dünya kamuoyunda tanınır hale gelmesinin gerisinde bir ABD televizyon kanalında gevrek bir işadamı rolüyle yaptığı konuşmalar bulunmaktadır. Programa katılan gençlere sabırsızca "Kovuldunuz!" diyerek kapıyı göstermesi, onun en belirgin kişilik çizgilerinden biridir.
Trump o yüzden bir "devlet adamı" kimliğine hiçbir zaman sahip olamamıştır. O, "dünyanın en güçlü insanı" koltuğunda, "hayalleri, fantezileri" ve "patavatsızlıklarıyla" öylece oturmaktadır.
ABD uzun yıllar, "devletin yerleşik gelenek ve kurallara göre" işlediğini ifade eden "kurulu düzen" (establishment) tarafından yürütülüyordu. Donald Trump pek çok kural gibi onu da mecbur kalmadıkça yok saymaya çalıştı. Hoş, onun kurallarla başının hoş olmadığı daha 2018-2022 arasında yaptığı ilk başkanlık dönemindeki pek çok hareket ve eyleminden belliydi. O nedenle aklına gelince Grönland'ı Danimarka'dan alma iddiasını ortaya atmasında, son seçimde Trump'a oy veren ABD'li seçmenin hiç sorumluluğu yokmuş gibi bakmak gerçekçi değildir. Bana sorarsanız Donald Trump'ın, Binyamin Netanyahu'yla kafa kafaya verip giriştikleri İran ve Hürmüz macerası gibi, "NATO'dan ABD'nin çıkabileceği" yolundaki sözü de TV'de program yaparken söylediği "Kovuldun!" sözü kadar altı boş bir ifadedir.
Aynı şeyi Türkiye-İran-Suriye ve Irak topraklarında bir Kürdistan devleti kurmayı öngören -malum ve meşhur- "Büyük Ortadoğu Projesi" dolayısıyla da iddia etmek mümkündür. Ancak Trump'ın (ve Netanyahu'nun) önünde -İran'da uğradıkları derin hayal kırıklığından daha büyük bir potansiyele sahip- Türk ulusu var. O nedenle Trump ve yobaz kafalı Yahudilerin, Güneydoğu Anadolu'nun Fırat'a kadar olan kısmını Yahudi topraklarına katmayı amaçlayan hayaller 20'nci asrın başında İngiltere Başbakanı

3