Bolu/Kartalkaya'da o facianın yaşandığı günü unutmak mümkün mü
Biliyorum yanıtınız, "Elbet değil"dir.
Ama önceki gün, tam da 36'sı çocuk 78 kişinin "Grand Kartal" otelinde gece çıkan yangında hayatını kaybetmesinin tam birinci yıldönümüne rastlayan 21 Ocak günü Resmi Gazete'de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan imzasıyla yayımlanan bir idari kararla o facianın yarattığı derin yara üzerine bir de tuz ekildi.
Hikâye malum:
Bu, tarihimizin bir mekânda meydana gelen belki de en büyük yangın faciası nedeniyle bir yıla yakın süredir devam eden davada, Bolu Belediyesi'nin birkaç bürokratı dışında hiçbir resmi görevli sorumlu tutulmamıştı. Özellikle turistik yöreleri ve tesisleri denetlemekle görevli ve sorumlu Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan kimse sorumlu sayılmadı ve çıkıp yargıda hesap vermedi.
Bu bürokratları bırakın Bakan Mehmet Nuri Ersoy, tüm facia mağduru ailelerin ve belki iktidar yanlısı birkaç medya organı dışında kalan tüm medya dünyasının bir yıldır süren "istifa" çağrılarının hiçbirini duymadı. Olaya sanki Hindistan veya Madagaskar'da cereyan etmiş de kendisi bir küçük gazete haberinde okumuş gibi sağır ve duygusuz davrandı. Üstelik bunu da iyi becerdi.
Hoş bu gerçek, AKP'nin iktidar olduğu günden beri sistemli şekilde uygulanan "Bu ülkede bizden olanlara ceza verilmez" politikasının da bir gereği idi.
Ne demek istediğimi merak edenler, sadece 17-25 Aralık 2013 operasyonlarında şüpheli duruma düşen dört bakanın yağdan kıl çeker gibi cezasız kalmaları olayına bakabilirler.
Yukarıda Resmi Gazete'de yayımlanan bir karardan söz ettim ama içeriğine girmedim.
İçeriği şöyle:
Turizm Bakanlığı'nın İşletmeler Genel Müdürlüğü, anlaşılan Grand Kartal faciasından ders almış.

26