Kimseye yalvarmadılar. Bildiğimiz yanlış değilse sağda solda "torpil" aramadılar. "Yıldızlar SSS Holding"e bağlı "Doruk Madencilik" isimli firmadan, yerin altında döktükleri terin karşılığı olan ücret ve kıdem tazminatını almak için onurlu bir mücadele başlattılar.
Ellerinde seslerini yükselterek duyurmaya yarayan alet de yoktu. Son çare olarak yerin belki yüzlerce metre altında meydana gelecek bir kazadan başlarını korumak için taktıkları baretleri çıkarıp yere vurararak çıkardıkları ses duyulsun diye inançla ve örnek bir dayanışma halinde direnerek varlıklarını kamuoyuna duyurdular. Bu onurlu direniş neticede amacına ulaştı sandılar. Devlete ve ülkeyi yönetenlerden üç bakanın (çalışma, ulaştırma, aile ve sosyal güvenlik) verdiği "garanti"ye güvenerek 15 Mayıs'a kadar geçecek 15 gün içinde tüm alacaklarının ödeneceği güveni ve güvencesiyle çalıştıkları yere döndüler.
Lakin onlara "söz" ve "garanti" verenlerin Doruk Madencilik'in patronu kadar bile güvenilemeyecek kişiler olduklarını kısa sürede gördüler.
Yapabilecekleri tek şey kalmıştı: Tekrar yola düşüp Ankara'ya gitmek ve seslerini duyurmak için yeniden mücadeleye başlamak.
Onu yaptılar. Karşılarında yine polis barikatını ve ablukasını buldular. Bu defa "bakan" sıfatlı kimseyle görüşmediler ama Türkiye'nin önemli siyasi partilerinin yöneticileri onları bulundukları yerde dinlemeye ve soruna çözüm bulmak için ellerinden geleni yapma sözü vermeye gelmişti.
Gelenlerin Doruk Madencilik

9