Türkiye'ye örnek model: Vali Çiçek'in gençlik kalkanı

Geçtiğimiz hafta Kayseri'deydim.

Yola çıkmadan önce bana Kayseri'yi sorsanız; Erciyes'in gölgesinde büyüyen, Selçuklu'nun mühürlediği, ticaretin kurallarını yazan, bağ evleri, mantısı, sucuğu ve pastırmasıyla kendine has o muazzam Anadolu kimliğini koruyan bir şehir derdim.

Hafızamızdaki Kayseri portresi bellidir; vakur, çalışkan ve geleneklerine bağlı.

Ancak bugün, şehri tarif etmeye bambaşka bir yerden başlıyorum:

Kayseri artık, Anadolu'da toplumsal varoluşun ve uyuşturucuya karşı sporla verilen o büyük direnişin en organize merkezi.

VALİ ÇİÇEK'İ DİNLEYİNCE...

Gazeteci dostumuz Kürşat Açıkgöz ile birlikte Kayseri Valisi Gökmen Çiçek'i makamında ziyaret edecektik; ancak Vali Çiçek bizi Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'nde kabul etti. Bir toplantı vesilesiyle oradaydı ve bu rastlantı, aslında çok da iyi olmuştu.

Kendisini ziyaretimizde şehre dair yürüttükleri çalışmaları bizzat ilk ağızdan dinlerken, sporun bir kent için taşıdığı hayati önemi bambaşka bir pencereden görme fırsatı yakalamıştım.

Tam da o günlerde, Kayseri merkezli 6 ilde 'Cumhuriyet tarihinin en büyük uyuşturucu operasyonu' gerçekleştirilmişti.

Vali Çiçek'in gözlerindeki kararlılık, kurduğu şu tok cümlelerde saklıydı:

"Uyuşturucu suçu sadece uyuşturucuyla kalmıyor. Peşinden hırsızlık, gasp, kapkaç, cinayet gibi birçok suçu beraberinde getiriyor. Biz bu şehirde uyuşturucu sattırmayacağız. Çocuklarımızın zehirlenmesine fırsat vermeyeceğiz."

İşte bu büyük asayiş harekâtının tam kalbinde, polisiye tedbirlerin çok ötesine geçen, toplumsal bir ıslah projesinin, yani ERVA'nın (Erdemlerimizle Varız) hikâyesine bizzat tanıklık ettim.

YÜREK YAKAN ANNE FERYADI

Her projenin bir felsefesi, her başarının bir tetikleyicisi vardır. ERVA'nın hikâyesi de masa başında, bürokratik koridorlarda yazılmamış. Bu hikâye, yürek yakan bir anne feryadıyla başlamış.

Vali Gökmen Çiçek, 2023 yılında kentin Düvenönü bölgesinde esnafı gezerken, uyuşturucu batağına saplanmış bir gencin annesi önüne çıkıyor. Kadıncağız, Valinin yakasına yapışıp tarihe geçecek, taş olsa çatlatacak o kahredici soruyu soruyor:

"Sayın Valim, sen evladı ölsün diye dua eden bir anne gördün mü Bak ben her gün evladım ölsün diye dua ediyorum. Oğlum bağımlı oldu, uyuşturucu parası vermedim diye beni ne hale getirdi, bak yüzüme..."

Bir devlet adamı için bu feryat, bir emirdir.

Vali Çiçek, "Bu feryattan sonra boş duramazdık," diyerek kolları sıvadıklarını anlatıyor.

Önce Türkiye'nin en büyük uyuşturucu rehabilitasyon hastanesi kuruluyor, ardından da bu illete hiç bulaşmamış ya da kıyısından dönmüş çocukları korumak için topyekûn bir seferberlik ilan ediliyor.

Mücadelenin en büyük aracı olarak ise spor seçiliyor.

HERKES ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYMUŞ

"Her Mahalleye Bir Spor Okulu" hedefiyle yola çıkan ERVA, sadece iki-üç yıl içinde adeta çığ gibi büyümüş. Bugün 65-70 merkezde, 33 farklı branşta, 120 antrenör eşliğinde 17 binden fazla lisanslı sporcuya ulaşan devasa bir ordu bu.

Üstelik bu okullarda eğitimler, kurslar ve tüm materyaller tamamen ücretsiz.

Bu yüzden ERVA'yı sadece Kayseri'nin başarılı bir spor hamlesi diye okumak eksik kalır; proje, uyuşturucuya karşı önleyici mücadelede "Türkiye'ye örnek gösterilecek bir şehir modeline" dönüşmüş durumda.

İşin en takdire şayan kısmı ise kurulan muazzam kurumsal iş birliği modeli.

Valilik koordine ediyor; ancak her bir spor okulunun hamiliğini kentteki bir kamu kurumu, bir oda veya sivil toplum kuruluşu üstleniyor. Emniyet, DSİ, Ticaret Odası, Sanayi Odası, Şoförler Odası... Herkes elini taşın altına koymuş, antrenörlerin istihdamını ise hayırsever iş insanları üstlenmiş.