Türkiye'nin dev ulaşım projeleri için sağladığı 6,75 milyar dolarlık dev finansman, sadece bir altyapı hamlesi değil; Atatürk'ün hayali, Demirağ'ın vizyonu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sarsılmaz iradesinin tescilidir.
İstanbul'un iki yakasını birbirine bağlama fikri, bu topraklarda hiçbir zaman sadece bir mühendislik projesi olmadı.
Bu fikir; statükoya karşı bir başkaldırı, "yapamazsınız" diyenlere karşı bir irade beyanı ve bu milletin makus talihini yenme azminin adıydı.
Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan gelen son haber, aslında bir asırlık bir tartışmanın, bir asırlık bir inadın ve nihayetinde bir asırlık bir haklılığın ilanıdır.
Türkiye, İstanbul Kuzey Demir Yolu Geçişi Projesi kapsamında Dünya Bankası'ndan 1,67 milyar avroluk dev bir finansman onayı aldı. Toplamda 6,75 milyar dolara ulaşacak bu devasa kaynakla; Gebze'den Yavuz Sultan Selim Köprüsü'ne, oradan İstanbul Havalimanı ve Halkalı'ya uzanan stratejik bir demir yolu hattı inşa edilecek.
Bu rakamlar bazılarının zihninde sadece teknik birer veri olarak kalabilir. Ancak hafızamızı biraz tazelediğimizde, bu rayların üzerinden geçecek olanın sadece trenler değil, Türkiye'nin on yıllarca prangalanmış hayalleri olduğunu görürüz.
ATATÜRK "YAPIN" DEDİ STATÜKO "DUR"
Yıl 1931...
Cumhuriyet henüz genç, imkânlar kısıtlı ama vizyon derya deniz. Türkiye'nin on bin kilometrelik demir yolu ağının bin iki yüz elli kilometresini inşa eden ve bu nedenle bizzat Mustafa Kemal Atatürk tarafından "Demirağ" soyadı verilen o müstesna müteşebbis Nuri Bey sahneye çıkar.
Nuri Demirağ, San Francisco'daki Golden Gate Köprüsü'nü inceletmiş, Amerika'dan uzmanlar getirmiş ve Ahırkapı ile Salacak arasına kurulacak 2 bin 560 metrelik devasa bir asma köprü projesi hazırlamıştır. Üstelik bu köprüden sadece otomobiller değil, bugün devletin milyarlarca dolar kredi bularak hayata geçirdiği o demir yolu da geçecektir.
Atatürk, Salih Bozok aracılığıyla kendisine sunulan bu projeyi gördüğünde tek bir cümle kurar: "Aferin Nuri!"
Ancak Çankaya'nın bu vizyonu, Ankara'nın o dönemki katı CHP duvarına çarpar. Dönemin Başbakanı İsmet İnönü ve Nafıa Vekili (Bayındırlık Bakanı) Ali Çetinkaya, "maliyet yüksek, faydası belirsiz" diyerek projeyi rafa kaldırır.
Demirağ'ın "İstanbul buna muhtaç, yapmazsanız şehir boğulacak" feryatları karşılıksız kalır.
Demirağ, 14 Aralık 1949 tarihli Son Saat gazetesindeki röportajında, bu köprünün hayat pahalılığını bile düşürebileceğini anlatır.
O günün dar ufuklu yönetimi, bugünkü anlamıyla "fayda-maliyet" analizini yapmaktan acizdir.
ERDOĞAN İRADESİ: TARİHİN AKIŞINI DEĞİŞTİREN DOKUNUŞ
Nuri Demirağ'ın tozlu raflarda bekleyen hayalleri ve Atatürk'ün 'ömrüm yetse de yapsam' dediği o büyük vizyon, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın iradesiyle hayat buldu.
Türkiye'nin ulaşım çehresini değiştiren bu süreçte, 'yapılamaz' denilen her engel aşıldı; Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nden trenlerin geçişi bir hayal olmaktan çıktı.
Bu tablo; her türlü engellemeye ve 'istemezük' korosuna rağmen taviz verilmeyen 'Eser Siyaseti'nin ve o çelikten iradenin somut bir kanıtı oldu.
Erdoğan, sadece beton ve çelikten köprüler değil; geçmişin vizyonu ile geleceğin teknolojisi arasında bir gönül köprüsü kurdu. Nuri Demirağ'ın hırpalandığı, projelerinin reddedildiği o karanlık dönemin defterini, Yavuz Sultan Selim'le, Marmaray'la ve Avrasya Tüneli

15