1- Türkiye, ABD ile Suriye sahasında SDG adı altında örgütlenen PKKYPG yüzünden karşı karşıya geldi. Sözde DEAŞ'la mücadele adı altında bir terör örgütünü etkisiz hale getirmek için bir diğer terör örgütünü kullanmayı meşrulaştıran, hatta silahlandıran ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, 9 yıl sonra bir noktaya geldi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın "lider diplomasisi" ve "reel politiğin dinamikleri" olumlu etkisini gösterdi. Amerikan askerleri Suriye'den çekilirken, bu dosya Türkiye'ye, daha doğrusu Erdoğan'a emanet edildi. YPG'nin, Suriye Ordusuna entegrasyonu çabaları, 6 bine yakın DEAŞ'lı teröristin ABD tarafından Irak'a nakli, kalan unsurların Şam yönetiminin gözetim ve denetimine geçmesi, birikmiş pek çok meselenin halledilmesinin yolunu açtı. Elbette, emperyalist huylu aktörler, huyundan vazgeçmiyor ve Mazlum Abdi denilen terör örgütü elebaşını muhatap kabul etmeyi sürdürüyor. Kürt kökenli nüfus üzerine oynamaktan vazgeçmeyen batılı güçlere ilave olarak İsrail de Dürzi nüfusu koruma iddiası üzerinden Suriye'de işgal ettiği topraklardan çekilmiyor. Ama nereden bakılırsa bakılsın Suriye'nin yeniden devlet olma yolunda mesafe kat ettiği söylenebilir.
2- Bugünlerde neticelenen Halkbank Davası da ayrı bir yazıyı hak ediyor. Mutlak FETÖ kumpası ile şekillenen, Türkiye'yi köşeye sıkıştırmak isteyen Amerikalı yönetim artıklarının kullandığı bu koz ellerinden alındı. Burada, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sabırlı, kararlı ve ikna edici siyaseti tartışmasız başarılı oldu. Hukuki mücadele için seçilen yöntemin isabeti de dönemin Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan'ın hakkının teslim edilmesini gerektiriyor.
3- Peki, geriye ne kaldı ABD'nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası (CAATSA) dayanak gösterilerek Türkiye'yi hedef alan haksız uygulamalar. Hazır NATO, kendi geleceğini yeniden tayin etmek için 7-8 Temmuz'da Ankara'da toplanacakken, müttefiklik bağını zayıflatan cezalandırıcı düzenlemelerden vazgeçilmesi için tarihi fırsat önümüzde duruyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın deyişi ile Türkiye, "S400 hava ve füze savunma sistemine" endeksli krizin aşılması için "yaratıcı çözümler" geliştiriyor. Tabii bu vesileyle... Zaten parası ödenmiş F35 savaş uçaklarının Türkiye'ye teslimi ile birlikte, bu programın üretim ayağına Ankara'nın dönmesi de zaruret arz ediyor. Evet, NATO gündemi yoğun. "S400-F35" şarta bağlılık sorununun hemen aşılmasını beklemek iyimserlik olabilir. Ama NATO Zirvesi sonuç bildirgesine müttefikler arası yaptırımların kaldırılmasına ilişkin bir madde yazılabilir.
***
Pozitif gelişmelere karşın, "Türk-Amerikan ilişkilerini zehirleyebilecek" üçüncü ülkeler tarafından kurgulanan oyunlara karşı aşırı duyarlı olmakta da fayda var. Yani,
12