Nihayet tarihi kavşağa giriyoruz. "Terörsüz Türkiye-Terörsüz Bölge" ideali için görünür, görünmez engellere rağmen kat edilen mesafe, artık hukuki çerçeveye kavuşuyor. Esasen Türkiye, farklı tarihlerde de süreli olması kaydıyla "Eve Dönüş veya Topluma Kazandırma Yasaları" çıkardı. Ama hiçbirinde örgütün feshi ve silah bırakma aşamasına kadar gelinmemişti. İç ve dış konjonktür de bugünkü kadar uygun bir düzlemde buluşmamıştı.
Düşünün, bundan 23 yıl önce...
Örgüt üyesi olmasına rağmen hiçbir eyleme katılmamış ve gönüllü teslim olmuş kişilere hiç ceza verilmedi.
Örgüt bünyesinde eylemlere katılmış ancak pişmanlık gösterip kritik bilgiler verenlerin cezaları üçte iki oranında indirildi.
Yasa çıktığı tarihte cezaevinde olan hükümlü ve tutuklular da ceza indirimlerinden yararlandı.
Terör örgütünün kurucuları, üst düzey yöneticileri yasanın kapsamı dışında tutuldu.
Ülkeye dönenlere topluma uyum sağlaması için yardımlar yapıldı.
Üretim hayatına katılmaları maksadıyla meslek edindirme kursları düzenlendi.
Eğitim çağında olanlara öğrenimlerini tamamlayabilmeleri için idari kolaylıklar sunuldu.
Demem o ki...
Bu hafta gündeme gelmesi beklenen Çerçeve Yasa sadece ileri doğru atılmış bir adım olacak. Mühim olan, 1970 model Marksist kafanın değişmesi, Türkiye'ye, küresel sistemin gerçekliğine uyum sağlayabilmesi. Daha açıkçası, silahların zihinlerde de bırakılması ve siyaset yapma kanallarının örgütçü dille zehirlenmemesi.
Elbette, geleceğe dönük beklentilerin yönetilmesi için,
1- Kök yasanın yürürlüğe girmesi, 2- Örgütün silah bırakması ve 3- Toplumun ikna edilmesi gerekecek.
***
Unutmamamız gerekiyor ki...
İran rejimi üzerinden kurgulanan "Siyonist Senaryo" yani İsrail faktörünün kullanmaktan vazgeçmediği "Kürt kartı" halâ hassas. Üstelik Kandil baronları, Türkiye-İsrail ilişkilerinin, onlara göre örtülü güç mücadelesinin nereye evrileceğini görme eğiliminde. Buna ilâve olarak, Başkan Trump'ın kasımdaki ara seçimlerde, "topal ördek" durumuna düşmesi ihtimaline yatırım yapan odaklar da az değil. Yani... Türkiye için çerçeve yasanın zamanlaması ve kapsamı tam isabet. Kaldı ki toplumsal hazmetme kapasitesi ve sürecin gelişimi netleşmeden İmralı'ya ve örgütün lider kadrosuna "alan açılmaması" doğru bir karar. Birçok şeyi "zamanın ruhunun" belirleyeceği çok açık. "Kazanma-Kaybetme veya Yenilgi-Zafer" ikilemine sıkıştırılmak istenen sürecin akılcı yönetimi, idarenin inisiyatif alma kabiliyeti ve DEM Parti'nin Ekim ayındaki kongresinde alacağı şekil ve takip edeceği yol, Terörsüz Türkiye iradesinin amacına ulaşmasında gösterge niteliği kazanacak.

9