Stratejik Sürüklenme!

ABD ve İsrail, İran'a karşı "zorunlu olmayan ama tercih edilmiş" bir savaşa girdi. Şimdi bedelini bölge ülkeleri ile birlikte küresel sistem de ödemeye başladı. Biz önce, bu kirli savaşın Türkiye'ye dönük güncel ve sıcak yüzüne bakalım, sonra "çıkış stratejisi belirsiz savaşın" yayılma ve savrulma biçimine odaklanalım.
Tarih, 4 Mart 2026. Tahran-Meşhed arasındaki Damgan kentinden ateşlendiği değerlendirilen İran'a ait balistik füze Doğu Akdeniz'de görevli NATO unsurları tarafından imha edildi ve parçaları Hatay'a düştü. MSB, açıklamasında, "...Ülkemize yönelik her türlü hasmane tutuma karşı cevap verme hakkımızın mahfuz olduğunu hatırlatıyoruz!" vurgusuna yer verildi.
Tarih, 9 Mart 2026. Yine İran'dan fırlatılan füze, bu kez Gaziantep üzerinde vuruldu. MSB açıklamasında tepkinin dozu yükseltildi ve "...Ülkemizin topraklarına ve hava sahasına yönelen her türlü tehdide karşı gerekli tüm adımların kararlılıkla ve tereddütsüz atılacağını bir kez daha vurguluyoruz. Türkiye'nin bu yöndeki uyarılarına riayet edilmesinin herkesin menfaatine olduğunu hatırlatıyoruz!" denildi.
Unutmadan... İran merkezli radar izleri, füze yönlendirmesinde ciddi hareketlenmeyi işaret ediyor. Ve maalesef Türkiye'yi tehlikeli bir oyunun içine çekme kurgusundan izler taşıyor!

***

Başta değindiğim gibi ABD, diplomasinin tüm araçlarını ve caydırıcılık gücünü tam manasıyla kullanmadan askeri seçeneğe yöneldi. Savaş, can kayıpları ve ektiği nefret tohumları yanında enerji fiyatları ve bölgesel istikrarsızlık gibi maliyetleri de hızla büyüttü. Şu an için askeri üstünlük elde edilse bile ABD ve İsrail açısından "azalan getiri döngüsüne" girildi. Gelinen aşamada bilhassa Amerikalılar için "Stratejik Sürüklenme" dönemi başladı!
Konu şu:
Bir askeri operasyonun, başlangıçta ifade edilen sınırlı hedefleri zamanla genişler, giderek daha büyük, karmaşık bir göreve dönüşürse, orada işler karışıyor.
Gelin bu stratejik sürüklenme meselesini İran'a açılan savaş bağlamında masaya yatıralım...
1- İlk açıklanan hedefler sınırlıydı:
İran'ın nükleer kapasitesini ve balistik füzelerini yok etmek.
2- Operasyon yeni hedeflerle başladı: İran'ın rehberi, Ayetullah Ali Hamaney öldürüldü.
3- Görev tanımı genişledi: İran'da iç karışıklık ve rejim değişikliği amaçlandı.
4- Operasyonun kapsamı büyüdü: Askeri altyapıyı aşan tesisler, sivil hedefler bombalandı.
5- Savaşın karakteri değişti: İran'ın yeni rehberinin de öldürülmesi, ülkenin bölünmesi konuşuldu.
Kısacası...
"Çıkış planı belirsiz"