Liderlik örneği... Ve yapılması gerekenler!

Tarih, 3 Mayıs 2010... TBMM'de anayasa değişikliği paketi görüşülürken, siyasi parti kapatmayı zorlaştıran madde reddedildi! Gecenin ilerleyen saatleriydi. O anı iyi hatırlıyorum. AK Partili milletvekillerinin yüzü düştü. Allah selamet ve şifa versin, Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, oylama sonuçlarını alır almaz Meclis Bahçesi'nde oturan (Başbakan) Tayyip Erdoğan'a bilgi vermeye gitti. Haliyle onlarca milletvekili de adeta panik havasında Bekir Bey'i izledi. Erdoğan, partisindeki fireyi hızla analiz etti ve Bekir Bey'e, "Milletvekillerimiz hemen Genel Kurul'a dönsün. Paketin kalan maddelerine sahip çıksın" talimatı verdi. Bir maddenin paketten düşmesiyle AK Parti'nin yenilgiye uğradığı algısının oluşmasını soğukkanlılıkla önledi. O siyasi refleks, kriz dakikalarında lider duruşunun ne olması gerektiğini hafızalara kazıdı...
Tarih, 6 Şubat 2023... Türkiye; 11 ili, 14 milyon nüfusu sarsan asrın felâketi ile karşılaştı. AK Parti'nin enkazın altında kalacağını savunan deprem fırsatçıları türedi. Erdoğan ilk iş olarak; devleti, partisini, belediyeleri toparladı. Arama ve kurtarma faaliyetlerine öncelik verdi. Aynı anda geçici iskân çalışmalarına başladı. Sonrasını, Rusya'nın köklü medya kuruluşlarından Komsomolskaya Pravda'nın dün yayımlanan dosyasından okuyalım... "Henüz enkaz kaldırma çalışmaları sürerken depremin 15. gününde ilk kalıcı konutların temeli atıldı. Kırsal bölgelerdeki köy evleri 45. günde hak sahiplerine teslim edildi. Saatte 23, günde 550 konut üretilerek dünya çapında eşine az rastlanır inşa temposuna ulaşıldı. Bölgede 174 farklı noktada, 3 bin 481 şantiye kuruldu. Mühendis, mimar ve işçilerden oluşan 200 bin kişilik dev bir ordu görev yaptı. Ana inşaat süreci kapsamında 455 bin 357 konut, köy evi ve iş yeri tamamlandı."
AK Parti ise depremin ardından yapılan ilk seçimde çok güçlü bir birincilik elde ederek, ezberleri bozdu!
Tarih, 17 Eylül 2026... Cumhurbaşkanı ve AK Parti yine bir sınama ile karşı karş-ı ya. Fon Hadisesi'nin içeriği ve giderek artan spekülasyonlar karşısında AK Parti'de, kim ne diyeceğini bilemezken Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81. BM Genel Kurulu'ndan dönüşte, New York'ta Türkevi'nde bu konuda net bir çerçeve çizdi. Haksız kazanca bulaşanları, çok sevdiği isimler de olsalar siyaseten affetmedi. İlk etapta, fon vurgununu AK Parti'ye bağlamak isteyenlerin hamlelerini durdurdu. Partisine ve tabana, kararlılık vurgusu ile güçlü mesajlar iletirken, CHP'li belediyelerdeki yolsuzlukların unutturulmaması gerektiğini hatırlattı. Derken, Fon Koordinasyon Kurulu oluşturarak, bilhassa küçük yatırımcıların hak kaybına uğramaması için seri ödeme plânını işletti. Tedrici tasfiyeye yönelik kanun teklifine sahip çıktı. Geniş tabanlı mağduriyetleri engellemek adına iki tasarruf finansman şirketinin Emlak Katılım AŞ ile birleşmesine onay verdi. Böylece, dişinden tırnağından artırdığı ile ev veya otomobil sahibi olmak isteyen dar ve sabit gelirlilerin geleceğini teminat altına aldı. Ardından, Borsa İstanbul ve Türk sermaye piyasaları için üretilen güvensizlik dalgasını kırdı, gerekli yasal düzenlemelerin süratle yapılacağını açıkladı. Ve nihayet... O şahıslar için kullandığını duyduğum sıfatı buraya yansıtmayayım ama... Yurtdışına kaçırılan haksız servetlerin Türkiye'ye getirilmesi ve fon zedelere ödenmesi için kesintisiz mücadele dönemi başlattı. Birbirini izleyen, tutarlı, dinamik önlem ve beyanlarla AK Parti, oy yıpranması ile karşılaşabileceği bu olayı kontrol altına almayı başardı. Özellikle yurtdışı varlıkların Türkiye'ye iadesi ile rasyonel izahı olmayan suni servetlerin tahsili sağlandıkça Erdoğan ve partisi bu krizli tablodan en az hasarla, hatta pozitif sonuçla çıkma fırsatı da yakaladı.