Başın düşerse dara, Recep Tayyip Erdoğan'ı ara!" misali... AK Parti ne zaman büyük sınamalarla karşı karşıya kalsa gözler hemen (ve sadece) Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a çevrilir. "O (Reis) bir çaresini bulur" veya "Reis'in bir bildiği vardır" denilir. Son çeyrek asırda olduğu gibi... Deneyimli siyasetçi ve büyük devlet adamı olarak Erdoğan, bir şekilde her badirenin üstesinden gelir. Derken... Yaşananlardan belli (ve süreli) dersler çıkarılarak yola devam edilir. Ne zaman kadar Ta ki yeni bir şokla karşılaşıncaya kadar! Nitekim şu anda hâl yoluna konulmakta olan "Fon hadisesinde"gözlendiği gibi... AK Parti kadroları ilk günlerde paralize olduğu bu tablo karşısında nasıl tavır geliştireceğini düşünürken Erdoğan, duruma süratle vaziyet etti. Birbiri ardına idari ve siyasi hamleleri yaparken, hukuki sürecin doğal akışında ilerlemesi için beklenen duruşu da sergiledi!
Fon Koordinasyon Kurulu kurulması, fon tasfiyesi yasa teklifinin hazırlanması, ara ödemeler gerçekleştirilmesi, Devlet Denetleme Kurulu'nun harekete geçirilmesi yönetsel ve bürokratik manada atılması gereken adımlardı. Böylece gerek yatırımcıda gerekse piyasalarda gözlenebilecek spekülatif ataklar, bir dalga kıran etkisi ile kesildi.
Siyasi açıdan bakıldığında ise Erdoğan hem kamuoyunun hem de parti tabanının nabzını tutarak ilerledi. "Biz, yanlış yapanla, nefsine yenik düşenle vedalaşır, yolumuza güçlenerek devam ederiz" dedi. "İnanıyorum ki Türkiye bu meseleden temizlenerek çıkacak, Türk sermaye piyasaları açgözlü parazitlerden arınacak"mesajı verdi. Sonra... CHP'li belediyelerde bitmek bilmeyen; itiraflarla, etkin pişmanlıklarla, somut belgelerle tescil edilen yolsuzluk ve rüşvet skandalının gölgede bırakılmaması adına keskin açıklamalarla gündemin inisiyatifini elde tutmayı başardı!
Fon probleminin adli soruşturma yönü de gözaltı ve tutuklamaların yanı sıra isim bazında ve haksız kazançların iadesi ekseninde seyrini sürdürdü.
Tabii muhalefet de kripto unsurlar başta olmak üzere farklı kanallardan edindiği, teyide muhtaç birtakım iddiaları ileri sürerek, gündemi belirleme gücünü lehine çevirmeyi denedi. 1 doğru, 4 yanlıştan ibaret olan bu siyasi strateji, an itibariyle tersine dönmeye başladı, muhalefet açısından güvensizlik yarattı!
***
Önümüz, bütçe dönemi... 2027 Yılı Bütçesi, 17 Ekim'de anayasa gereği TBMM'ye sunulacak. Ekim ayının üçüncü haftasından aralık ayının üçüncü haftasına kadar geçecek iki ay boyunca muhalefetin, fon konusunu komisyonda ve genel kurulda malzemeye dönüştüreceğine kuşku yok! "Yeni Gerçeklik" tezini referans alan ve provokatif stili ile bilinen kimi milletvekilleri, her türden iddiayı ortaya atıp, kenara çekilecek ve taraftar bulmasını bekleyecek. Neyin, ne olduğunun anlaşılmasına fırsat bulunmadan, muhtelif söylemler, kendi gerçekliğini üretecek. Bunları satın almaya hazır müzmin muhalif kesimler ise itibar suikastı içerikli iddiaları hızla yayacak. At izi, it izine karışacak. Partinin önde gelen isimleri bizzat hedef alınırken, kurumsal sahiplenme derecesi de teste tabi tutulacak. İcraat yerine ister istemez meşru müdafaaya vakit ayrılması gerekecek. Hatta AK Parti'nin temsil ettiği değerler bütününe de siyaseten taarruz edilerek, surda gedik açma faaliyetleri yürütülecek.
11