Enflasyonun içindeki gerçekler!

Farklı nitelikteki sorunlar her ülkede yaşanıyor. Mühim olan, sorunları bilen... Çözme iradesine sahip... Aynı nitelikteki sorunları daha önce çözmüş... Millet nezdinde hakiki karşılığı bulunan bir yönetimin varlığı ve bu idareye, kitleleri peşinden sürükleyebilen liderliğin eşlik etmesidir. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın, TBMM'nin yeni yasama yılına başlaması dolayısıyla 1 Ekim'de yaptığı konuşmayı, bu gözle ele almak gerek. Nitekim Genel Kurul'daki hitabın ağırlık merkezini "ekonomiye dair tespitler ve somut gerekçeler" oluşturuyordu. Unutmayalım! Seçime sınırlı süre kalmışken... Ekonomide yapısal değişime yönelmek büyük cesaret ister. Erdoğan, hem bu yürekliliği hem de kararlılığı sergiledi. Hatta Türkiye Ekonomi Modeli'ni beraberinde getiren şartları "beka kavramı" içinde değerlendirdi. "Ülke ve millet olarak bekamızı ilgilendiren her başlık önemlidir ama insanımızın doğrudan günlük hayatına dokunan ekonomi meselesi ayrıca ehemmiyetlidir!" dedi. Sonra ilginç bir arka plan bilgisi verdi... "Açık konuşmak gerekirse ekonomi modelinde tercih değişikliğine durduk yere de gitmedik! Şayet maç sürerken oyunun kurallarını bizim aleyhimize değiştirmeye çalışmasalardı, belki bir müddet daha buna ihtiyaç duymayabilirdik. Fakat ülkemiz açık bir ekonomik saldırı ile karşı karşıya kalınca sınırlarımızı korumak için ne yaptıysak, darbelere nasıl karşı çıktıysak, buna da aynı tavrı sergiledik!" Tabii bam teli... "Enflasyon!" Cumhurbaşkanı, bu noktada açık bir söz verdi: "Ülkemizin ve vatandaşlarımızın döviz kurundaki dengesiz yükselişten ve enflasyondaki fahiş artıştan kaynaklı refah kayıplarını, endişelerini, beklentilerini gayet iyi biliyoruz. Bunların önüne geçecek tedbirleri ilk günden itibaren almaya başladık... Hiçbir vatandaşımızın enflasyonun altında ezilmesine izin