Konunun, "milli güvenlik" ve "ekonomik güvenlik" boyutları var. "Kırmızı Kitap" olarak bilinen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'ne yansıyan tehdit tanımlaması var. Milli Güvenlik Kurulu'nun farklı tarihlerdeki açıklamalarında altı çizilen risk unsurları var. Var da var yani!
Sadece, milli güvenlik perspektifinden ele alırsanız, sosyal medya platformlarının bir iletişim aracı olarak, "anlık örgütlenme, mekân ve zaman koordinasyonu, kitle psikolojisini eş zamanlı yönlendirme" fonksiyonları da söz konusu... Türkiye tecrübesinde, özellikle seçim dönemlerine yakın MGK toplantılarında şu uyarılara sıkça yer verilmesi de tesadüf değil: "Demokratik süreçleri hedef alan bilgi kirliliği ve yönlendirme girişimlerine karşı kurumlar arası koordinasyonun artırılması gerektiği değerlendirilmiştir!
"Sosyal medya operasyonları, asimetrik tehditler, hibrit savaş ve psikolojik harekât" yöntemlerine maruz kalan bizim gibi ülkelerin, güvenlik politikaları yanında milli medyanın varlığı için "mali ve finansal önlemler" alması zaruret arz ediyor. Başlı başına bu nedenle dahi yerli medyanın sürdürülebilirliği, milli beka ile birlikte değerlendirilmesini gerektiriyor.
***
Değinmek istediğim mesele, "Dijital Telif Yasası ve âciliyeti "ile ilgili.Ama ondan önce "Ankara'daki siyasi ve bürokratik refleks kaybını vurgulamak istiyorum!" Kırmızı Kitap, MGK, Kültür ve Turizm Bakanlığı, BTK işin ciddiyetinin farkında. Meclis'te dijital mecralar bağlamında özel bir komisyon da kuruldu. Ele alınmayan detay, önerilmedik formül kalmadı! Yani neyin, nasıl yapılacağı belli. Lâkin aylardır sonuç odaklı bir hareket yok. "Olmalı, yapılmalı, lüzumlu..." Eyvallah! Tespit var, taslak var, bakan da var maalesef gören yok!
Bir an önce yapılması gereken kanuni düzenlemenin maddeleri çok net... "Dijital platformların bu ülkedeki içerikten elde ettiği ekonomik değeri içerik üreticisiyle adil biçimde paylaşması, haberi ve gazeteciliği gözeten sistem kurulması, algoritmik güç kullanımının denetlenmesi, yaptırım kapsamının belirlenmesi!"

3