Öyle karmaşık, öylesine çelişkili bir tablo ile karşı karşıyayız ki... Tüm değerler sistemi, evrensel kurallar altüst oluyor. Kolay kolay toparlanacağa da benzemiyor. Daha az güvenli bir dünya düzeni inşa ediliyor. Önceki gün, Evangelist papazların Beyaz Saray'da, Başkan Trump'ın etrafında dizilerek, hatta ona dokunarak, bir tür "kutsama ayini" yaptığı ana dair fotoğrafları görmüş olmalısınız. İran'daki rejimi radikal dini eksende tanımlayan ve savaş açan bir topluluğun, inanç bağlamında hangi uç noktalarda dolaştığını görmek gerçekten ürkütücü! Evangelistler "Siyonist Hristiyanlar" olarak biliniyor. Yahudileri "Tanrı'nın seçilmiş halkı!" olarak görüyorlar. Ancak Mehdi yeryüzüne indiğinde onların da Hristiyan olacaklarına inanıyorlar. Kısacası, İsrail için her şeyi yapabilecek gözü karalıkta 80 milyonluk bir kitle bu. Malûm fotoğraftaki kırmızı ceketli hanım ise "Paula Michelle White-Cain" aynı zamanda "Başkanın ruhani danışmanı" yani Trump için özel dua seansları organize eden ilginç şahsiyet!
***
Kirli bir savaşa dini ögelerin karıştırıldığı, sözde meşruiyet arayışına cevap bulma telaşının arttığı bir dönemde, "Reel politik bize ciddi uyarı sinyalleri gönderiyor."Örneğin, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, İran'daki mevcut çatışmalar ve olası rejim çöküşünün sadece bölgesel bir mesele olmadığını, Avrupa'yı da derinden etkileyebileceğini anlatıyor. Jeopolitik istikrarsızlığın ekonomik etkiler, enerji güvenliği ve muhtemel göç hareketleri gibi konularda Avrupa için ciddi planlama gerektirdiğini vurguluyor.
Tam bu sıralarda, Katar Enerji Bakanı Saad el‑Kaabi, savaşın hemen sona ermesi halinde bile Katar'ın enerji üretim ve tedarik sisteminin normale dönmesinin aylar sürebileceğine dikkati çekiyor. Katar'ın sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) üretimini ve ihracatını durdurma kararı tahmin edilenin de ötesinde riskler barındırıyor. Çin, Güney Kore ve Japonya'nın enerji bağımlılığına odaklandığımız kadar asıl bizi ilgilendiren meselelere de eğilmemiz gerekiyor!
İran rejimini hedef alan savaşta, şimdilik petrol ön planda ama bizi asıl bekleyen sorun, tarım ve gıda alanında olabilir.
Nedenleri gayet açık...
Dünya üre ihracatının üçte biri şu an kapalı olan Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor. Amonyak sevkiyatının hatırı sayılır kısmı da bu rotada. Bu ürünler, gübre üretiminin temel girdileri. Dünya gıda üretiminin en az yarısı azotlu gübrelere bağlı.
Halihazırda...
Katar ve İran'da üretim durdu.
Hürmüz Boğazı trafiği kesildi.
Üretimi doğal gaza bağlı olan azotlu gübrede maliyetler arttı.

3