100. yılını kutladı.
Birinci yüzyılını geride bırakırken tarihi boyunca yalnızca ekonomiye değil, ülkenin siyasi ve toplumsal hafızasına da dokundu, hatta yön verdi. Ancak bu güç, kimi yaşanmışlıklarla toplumun belirli kesimlerinde negatif algıyı da yerleştirdi.
Holdingin hikayesi, erken cumhuriyet dönemindeki korumacı gümrük duvarları arkasında, rekabetsiz ortamda büyümesiyle başladı. İç piyasaya sunulan ürünlerin kalitesine yönelik eleştiriler ve montaj sanayine dayalı büyüme modeli, ilk toplumsal mesafeyi yarattı. İlerleyen yıllarda sermayenin, siyasete müdahalesi ise bu mesafeyi daha da açtı.
Zamanla, küresel markalar ve arge ağırlıklı yatırımlarla kamuoyundaki algı aşınması iyileşme emaresi gösterdi!
***
Gel gör ki...1979'da TÜSİAD'ın gazete ilanları ile başlayan ve "Türkiye'ye doğru bir hükümet, yeni liderler gerek!" demeçleriyle şekillenen dönemden itibaren... Dünden bugüne Ankara ile inişli çıkışlı süreçlerde neler yaşanmadı, dönemin başbakanları, hatta cumhurbaşkanları neler söylemedi ki...
(1983 sonrası...) "Biz zengin düşmanı değiliz ama onlar da devletin sırtından kazanmaya alışmışlar!"
(1994) "Bu ülkenin kaynakları, diyet diye tekelcilere, Koçlu holdinglere verilmeyecek!"
(1997) "Kartellere de tekelcilere de boynuzlu holdinglere de bu milletin kaynaklarını yedirmeyeceğiz!"
Arada gerilimli çok başka örnek hadiseler de yaşandı. Ama iz bırakan güncel çıkışı bir cümlede hatırlamak da mümkün...
(2013) "Teröristlere kendi otellerinde yataklık edenler, bunun hesabını verecektir!"
***
Esasen, dışarıdan bakıldığında... İş hedeflerine ulaşmak için "süreç yönetimi", tam puan.Holdingin saygınlık çıtasını yukarıda tutmak adına, "itibar yönetimi" de tam puan...
Ancaaak... Beklenmedik veya olumsuz durumlara karşı verilen tepki, yani "kriz yönetimi" ise zayıf!
Bunu, arka arkaya iki olayda yakından müşahade ettik.
Onursal Başkan Rahmi Koç'

5