ABD ve İsrail'in, 28 Şubat'ta İran'a karşı başlattığı kirli savaşın 4 haftalık bilançosu, ders almak isteyenler için çok şey anlatıyor. Haftalar sonra iş gelip, 1 galon (3.8 litre) benzinin fiyatına, iç kamuoyunun baskısına ve fırsat-maliyet hesabına dayanıp kalıyor.
Savaşın ilk günlerini hatırlayalım ve bugünle kıyaslayalım...
1 ay önce İran petrolü yaptırımlar altındaydı. Şimdi Washington, İran'ın petrol satışlarına sınırlı da olsa esneklik getirdi.
Savaş öncesinde İran, Hürmüz Boğazı'nı tam olarak kontrol etmiyordu. Şimdi, Boğaz geçişini istediği gibi manipüle ediyor, tehdit algısı üretebiliyor.
Savaş öncesinde rejim değişikliği konuşuluyordu. Şimdi, ABD-İsrail raporları bu ihtimalin yakın bile olmadığını gösteriyor.
Ve nihayet... Savaş öncesinde tüm dünyada olduğu gibi ABD'de de benzin fiyatları görece daha düşüktü. Fakat şimdi, sonsuz savaşların geride kaldığına inandırılan Amerikalılar için yeniden sorgulama dönemi başladı.
Evet, ABD dünyanın en büyük petrol üretici ülkesi. Buna rağmen küresel fiyat gelişmeleri Amerikan piyasasını da olumsuz etkiliyor ve ortalama ABD vatandaşının bütçesini temelden sarsıyor. Gelin, açık kaynak verileri üzerinden ilerleyelim...
Başkan Trump'ın "başına buyruk politikalarının geleceği" açısından kasım ayında yapılacak ara seçimler hayati önemde. Ve o seçimde sandığı etkilemesi muhtemel güncel akaryakıt tablosu şöyle:
İran'a savaş açıldıktan sonra ABD'de akaryakıt fiyatları bölgesel bazda ciddi oranda farklılaştı. Özellikle güney eyaletlerinde yüzde 30'a varan pompa fiyat artışları yaşandı. 3.8 litresi (1 galonu) 3 USD olan benzin, 3.90-4.10 USD seviyesine tırmandı. Fiyatlar, galon başına 90 cent ila 1.2 dolar arasında arttı.
Savaş öncesinde ABD'de eyaletler arası benzin satış fiyatı farkı 50-80 cent arasında iken galon başına 1.5 USD'ye kadar yükseldi.
Bugün ABD'de en ucuz eyalette 3.8 litre benzin 3.30 USD, en pahalı eyalette ise 4.80 USD.
Yani ABD'de, bu büyük petrol ülkesinde yaşayanlar için dahi günlük hayatın vazgeçilmezi olan akaryakıt fiyatları, "Bize yakın tehlike oluşturmuyorsa neden İran'a savaş açtık" sorusunu büyüttükçe büyüttü! Ve hiçbir yönetim, bu tür bir dip dalgasına kayıtsız kalamaz. Başkan Trump ve savaş makinesi işleten ekipleri de tüm tek taraflı propagandalarına, yıkıcı bombardımanlarına rağmen İran'ın direnci karşısında, "karizmayı kurtaracak çıkış yolu" aramak zorunda kaldı.
"Çıkış stratejisi" demişken bir hususu bilhassa vurgulamamız gerekli. Bu aşamada, Ankara'da yapılan kapsamlı değerlendirmelerin bir bölümünü, altını çizerek aktarmakla yetineyim...

3