Türkiye'nin Sıfır Atık Deneyimi: Dokuz Yılda Neler Değişti

Dünyadaki çevresel sorunları artık birbirinden bağımsız konular olarak değerlendirilemiyor. İklim değişikliği, doğal kaynakların tükenmesi, biyolojik çeşitliliğin azalması ve atık miktarındaki artış aynı ekonomik ve toplumsal sistemin farklı sonuçları olarak ortaya çıkıyor. Bu nedenle günümüzde çevre politikalarını üretimden tüketime, doğal kaynakların kullanımından atıkların yönetimine kadar bütüncül bir yaklaşımla ele alan uygulamalar ön plana çıkıyor. Türkiye'de 2017 yılında temelleri atılan ve giderek kurumsallaşan sıfır atık hareketi de bu bütüncül anlayışın en önemli örneklerinden birini oluşturuyor.

Anadolu Medeniyetinin Sıfır Atık Mirası

Ancak Türkiye'de sıfır atık düşüncesinin izlerini Anadolu'nun binlerce yıllık medeniyet birikiminde de aramak gerekiyor. Bu medeniyetin hafızasında taşa, toprağa, suya, canlı ve cansız tüm varlıklara karşı sorumluluk hisseden onlara kıymet veren, doğaya karşı bir saygı biçimi geliştiren, evinin mutfağındaki atıkları toprağa karıştırarak onu yeniden üretimin bir parçası haline getiren, bozulan kırılan eşyaları onararak ya da farklı bir amaçla yeniden kullanılır hale getiren, ihtiyaç fazlasını başkalarıyla paylaşan ve sahip olduklarını israf etmek yerine koruyup gelecek nesillere aktarmayı bir yaşam kültürü olarak gören bir anlayış var.

İşte iklim krizleri, doğal kaynakların tüketilmesi ve artan atık sorunu gibi çok boyutlu çevresel sorunlarla yüz yüze olduğumuz bu dönemde, tüketim kültürümüzü gözden geçirerek atıksız bir yaşamı benimsemek, temiz üretim ve adil paylaşım esaslı bir kalkınma modeli geliştirmek gerekiyor. Bu amaçla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Sayın Emine Erdoğan'ın himayelerinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütülen Türkiye Sıfır Atık Hareketi'nin başarısının ardında da bu köklü medeniyetin izleri var.

2017 yılında "bu çöpler nasıl ayrıştırılacak, süreç nasıl işleyecek" gibi soru işaretleri ile gündeme gelen bu hareket bugün 9. yılında yerini somut başarılara bırakmış durumda... Başlangıçta yalnızca atıkların ayrıştırılması ve geri dönüştürülmesine yönelik bir uygulama olarak görülen Sıfır Atık Hareketi, zaman içerisinde tüketim alışkanlıklarından üretim süreçlerine, kaynak verimliliğinden döngüsel ekonomiye kadar uzanan kapsamlı bir anlayışa ve Türkiye sınırlarını aşarak küresel bir çevre ve sürdürülebilirlik politikasına dönüştü.

Sıfır Atık Hareketi Türkiye'de Dokuz Yılda Neleri Değiştirdi

Sıfır Atık Hareketinin en önemli kilometre taşlarından biri Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 2022 yılında Türkiye'nin öncülüğünde kabul ettiği "Sıfır Atık Girişimleri" başlıklı kararı oldu. Bu kararla birlikte 30 Mart Birleşmiş Milletler tarafından "Sıfır Atık Günü" olarak ilan edildi. Bu gelişme sıfır atık yaklaşımının uluslararası çevre gündeminde daha görünür hale gelmesini ve daha kurumsal bir kimlik kazanmasını sağladı. Sıfır atık hareketinin uluslararası düzeyde görünürlüğünün artmasında, Sayın Emine Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanlığını üstlenmesi ve Türkiye'nin bu alandaki deneyimlerini uluslararası platformlarda paylaşması da önemli rol oynadı.

Öte yandan bu yıl Antalya'da düzenlenecek olan COP31 kapsamında belirlenen Eylem Gündemi'nin 10 öncelikli teması ve 2035 Küresel Uygulama Hedefleri arasında Sıfır Atık Hareketi de yer aldı. Bu kapsamda Sıfır Atık Hareketinin geri dönüşüm ve döngüsel ekonomi uygulamalarına ilişkin deneyimleriyle uluslararası düzeyde örnek bir uygulama modeli olarak öne çıkması bekleniyor. Türkiye'de 2017 yılında başlatılan Sıfır Atık Hareketi aradan geçen dokuz yıllık süreçte kamu kurumlarından yerel yönetimlere, eğitim kurumlarından özel sektöre kadar çok geniş bir uygulama alanına ulaştı, somut çıktıları daha belirgin hale gelmeye başladı.