Türk toplumunda ev; aile kurabilmenin, çocuk yetiştirebilmenin ve hayatı belirli bir düzen içerisinde sürdürebilmenin temel unsurlarından biri olarak kabul edilmiştir. Dolayısıyla devletin, konut politikalarına yönelik adımlarını vatandaş talebinin somut yansımaları olarak okumak gerekir. Avrupa'da tarihsel olarak refah devleti anlayışı içerisinde gelişen ve zamanla sosyal bütünleşme, kent hakkı ve piyasa dengesi açısından önemli bir politika aracına dönüşen kiralık sosyal konut uygulaması, Türkiye'de de konut politikasının bu çerçevede yeniden düşünülmesini zorunlu kılmaktadır. Burada Türkiye'de devletin, ilk kez bu ölçekte kiraya veren aktör olarak sahneye çıktığı bir dönem başlamaktadır. Bu açıdan Toplu Konut İdaresi Başkanlığı'nın (TOKİ) İstanbul'da hayata geçirdiği kiralık sosyal konut uygulaması, Türkiye'nin konut politikası açısından yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendirilebilir.
Kiralık sosyal konutta hedefler
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Sayın Murat Kurum, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklama ile İstanbul'da kiralık sosyal konut döneminin resmen başladığını duyurdu. TOKİ tarafından İstanbul'da hayata geçirilen bu uygulama kapsamında toplam 15 bin kiralık sosyal konutun vatandaşların kullanımına sunulması planlanıyor. Projeden yararlanma koşulları da sosyal konut uygulamasının hedef kitlesini ortaya koyuyor. Kampanyaya, 18 yaşını tamamlamış ve evli Türk vatandaşları, aylık hane geliri 100 bin liranın altında olmak kaydıyla başvurabilecek. Başvuru sahibinin ayrıca en az bir yıldır İstanbul'da ikamet ediyor olması ve üzerine tapuda kayıtlı herhangi bir konut bulunmaması gerekiyor. Bu şartlar, uygulamanın özellikle yüksek kira maliyetleri karşısında zorlanan belirli bir gelir grubunda yer alan hanelere yönelik tasarlandığını gösteriyor.
Projenin önemli özelliklerinden biri konutların süreli olarak tahsis edilmesi... Kiralık sosyal konutlarda tahsis süresi üç yıl olarak belirlenmiş durumda. Üç yılın sonunda konutların yeni hak sahiplerine tahsis edilmesi öngörülüyor. Bu modelin temel mantığı, aynı konutun sürekli olarak aynı kişiye tahsis edilmesinin önüne geçilmesi ve sosyal desteği daha geniş sosyal kesimlere ulaştırmak. Şüphesiz ki üç yıllık tahsis süresinin sonunda uygulanacak geçiş mekanizmaları ve tamamlayıcı sosyal destekler, modelin başarısında belirleyici olacaktır. Bu nedenle kiralık sosyal konut politikası; konut edinme, gelir artırma ve sosyal destek politikalarıyla birlikte ele alınmalı.
Polislere de özel konut: Hedefli sosyal politika
Konut meselesinin yalnızca TOKİ'nin kiralık sosyal konut projesiyle sınırlı kalmadığını gösteren bir başka önemli gelişme ise polislere yönelik konut projesi. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin açıklamasına göre, POLSAN tarafından Ankara'nın Sincan ilçesinde 2 bin konutluk bir projenin hayata geçirilmesi planlanıyor. Ev sahibi olmayan polislerin uzun vadeli ve uygun koşullu taksitlerle konut sahibi olmasını amaçlayan projede, evi olmayan, eşi çalışmayan ve okul çağında çocuğu bulunan polis memurlarına öncelik verilmesi öngörülüyor. İstanbul'da ise polis lojmanlarının sayısının 5 bine çıkarılması hedefleniyor.
Bu gelişmeler, Türkiye'de konut politikasının giderek daha hedeflenmiş ve ihtiyaç odaklı bir yapıya doğru ilerleyeceğine işaret ediyor. İstanbul ve Ankara örneklerinin seçilmesi büyükşehirlerdeki yüksek kiraları dengeleyici çabaların öne çıktığını gösteriyor. Özellikle güvenlik hizmetlerinde görev yapan personelin görev yaptığı şehirlerde yüksek konut ve kira maliyetleriyle karşı karşıya kalması, bu tür uygulamaları kamu personel politikasıyla da doğrudan ilişkili hale getiriyor.
Kiralık sosyal konut uygulamasından ne beklemeli

3