Zamana karşı yürüyen adam

Üniversitedeki asistanlık görevinden atıldıktan sonra mecburen bir okulda öğretmenlik yapıyordu. Öğretmenlik yaptığı okulda bir yandan da makalelerini, kitaplarını yazmaya devam ediyordu...

Bir gün görev yaptığı okulda yeni bir kadın öğretmen göreve başladı. O güne kadar fikir mücadelesinden başka bir şeyi gözü görmemişti ama bu kez ondan gözlerini ayıramıyordu...

Bir mektup yazdı ve onun dolabına koydu. Sonrasında mektubuna günlerce cevap bekledi...

Günler geçti ve nihayet kendi dolabında bir zarf buldu. Ama bu kendi gönderdiği mektuptu. Zarfı bile açılmamıştı!

Bu zarfı gördüğünde kaleminden dökülen mısralar bugün bile en çok sevilen şiirler arasına girecekti...

"Gözler ki birer parçasıdır sende İlahın,

Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın,

Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin;

Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin!"

Şiirin adı "Geri Gelen Mektup"tu...

Bu satırların sahibi Nihal Atsız'dı. Şiirleriyle, siyasal tahlilleriyle, tarih araştırmalarıyla ve elbette romanlarıyla bir milletin aklına ve hayaline damga vuracaktı...

Fikrî mücadelesiyle Türk milliyetçiliği tarihinin en büyük birkaç simasından biri haline gelecekti. Üstelik de bunu Erken Cumhuriyet döneminin tüm baskılarına, Tek Parti döneminin Türkçülük ve Turancılık karşıtı tüm atmosferine rağmen ortaya koyacaktı.

Hüseyin Nihal Atsız Türkçülük için mücadele etmiş ve Türk'ün tarihiyle, kimliğiyle, değerleriyle ve özgüveniyle çelişen kişi ve hadiseleri eleştirmekten çekinmemişti...

Mesela 1930'larla birlikte Kemalizm'in Türk milliyetçiliğiyle çelişen birçok yanına, Turancılık karşıtı resmî söylemine, Türk tarihinin Orta Asya köklerinden koparılmasına, Türk tarihi ile ilgili Sümer-Hitit merkezli saçma sapan tarih tezleri inşa edilmesine ve tüm o Osmanlı-Selçuklu aleyhtarlığına sessiz kalmamış; Türk tarihini ve Türklüğün hafızasını savunmuştu.

Uydurma tarih tezlerini eleştirdiği için yurtdışına kaçmak zorunda kalan büyük Türkçü ilim adamı Zeki Velidi Togan'a (ki kendisi aynı zamanda Rus işgalinden dolayı Başkurdistan'dan gelen eski Başkurt Cumhurbaşkanı'dır) destek için "Zeki Velidi'nin talebesi olmakla iftihar ederiz" diye yazmaktan çekinmeyecekti. Bu nedenle Nihal Atsız üniversitedeki asistanlık görevinden atıldı ama eğilmedi. Öğretmenlik yapmaya başlamıştı ama daha sonra öğretmenlikten de atılacaktı. Dergileri kapatılacak, hapis cezaları alacak, işkencelere tabi tutulacaktı...

Tek Parti döneminde Kemalizm'i bu kadar açıkça eleştirebilen nadir isimlerden biriydi. Eleştirilerin konusu bazen Dış Türklerin yok sayılması, bazen demokrasi eksikliği, bazen rejimin Batıcı politikaları ve "devrimler"i bazen Osmanlı karşıtlığı bazen de pasif dış politika anlayışı oluyordu.