Yeni eksen: İngiltere ve Türkiye yakınlaşması mı

Dünya düzeni yıkılıyor, küresel ABD hegemonyası geriliyor ve Avrupa'dan Ortadoğu'ya tüm dengeler değişiyor.

ABD'nin küresel hegemonyasının gerilediğini bu köşede yıllardır tartışıyorum. Trump başkanlığının, daha ilk günlerinde. bu hegemonya kaybının sebebi değil, sonucu olduğunu ve bunun için "Make America Great Again" sloganını kullandığını söylemiştim. Trump tarafından kabul edilen Monroe Doktrini'nin de küresel hegemonyadan Batı yarımküreye doğru bir geri çekilme ve bölgeselleşme arayışı olduğunu ileri sürmüştüm.

Dahası yine Ortadoğu'da taşların yeniden dizildiğinden, Suudi Arabistan, Katar gibi ülkeler üzerindeki ABD hegemonyasının zayıflamasından, İran'a ve İsrail'e karşı bu ülkelerin kendilerini artık ABD şemsiyesi altında güvenli hissetmediklerini vurgulamıştım. Türkiye'nin öncülük ettiği, Ortadoğu'da, benim "üçüncü yol" adını verdiğim bir ittifak biçiminin doğuşundan birçok kez bahsetmiştim.

Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Katar, Pakistan, Azerbaycan ve bazı Körfez ülkeleri arasında gelişen temaslar yalnızca geçici diplomatik yakınlaşmalar değil. Bu ilişkiler, enerji güvenliğinden savunma sanayisine, ticaret koridorlarından bölgesel güvenlik mimarisine kadar uzanan daha geniş bir stratejik çerçevenin işaretlerini veriyor.

Fakat böylesi bir eksenin yalnızca bölgesel dinamiklerle ayakta kalması kolay olmadığı gibi bu potansiyeli fark eden Batılı orta güçler de bulunuyor. Sonuçta bölgesel güç mimarisi, küresel oyunda temas kurabilecek dış bağlantılara ihtiyaç duyar. Teknoloji, finans, savunma sanayisi, diplomatik meşruiyet ve küresel pazarlara erişim gibi başlıklarda dış destek olmadan kalıcı jeopolitik alanlar oluşturmak zordur. Benzeri şekilde bu potansiyeli fark eden güçler de bu yeni denklemde konum almak ister.

Tam da bu noktada İngiltere'nin pozisyonu dikkat çekiyor. Brexit sonrası dönemde Londra, Avrupa Birliği'nden farklı olarak küresel etkisini koruyacak yeni jeopolitik alanlar arıyor. İngiltere'nin özellikle savunma sanayisi, finans ağları, istihbarat kapasitesi ve deniz aşırı bağlantıları hala güçlü. Dahası Londra, Washington kadar hiyerarşik bir ilişki dili kurmadan, daha esnek ortaklık modelleri geliştirebiliyor.

İngiltere'nin "Küresel Britanya" adını verdiği strateji belgesinde açıkladığı üzere İngiltere yeni bir küresel oyun oynamayı klasik Anglo-Sakson veya AB eksenlerinin dışında yeni eksenler kurarak ve bunu da emperyal mirasıyla birleştirerek yapmaya çalışıyor.