Suriye, sıradan bir iç savaş sahası değildi. ABD'nin, Rusya'nın, İran'ın, İsrail'in, Avrupa'nın, Esad Rejimi'nin ve bölgedeki diğer güçlerin nüfuz ve paylaşım mücadelesine giriştiği büyük bir hesaplaşma alanıydı. Birbirleriyle pek çok konuda çatışan bu aktörlerin üzerinde uzlaştıkları tek bir hedef vardı: PKK'yı büyütmek, Türkiye'yi güney sınırlarından kuşatmak ve İran'dan Akdeniz'e uzanacak bir terör koridoru ve terör devleti kurmak.
ABD, terör örgütüne binlerce TIR silah gönderiyor, milyarlarca dolar aktarıyor ve İsrail'le birlikte Türkiye'nin sınırında bir terör devleti kurmaya çalışıyordu. Strateji İsrail'in stratejisiydi.
Rusya, Suriye muhalefetini aralıksız bombalıyor; Türk sınırlarını taciz ediyor, hava sahasını Türk uçaklarına kapatırken PKK'ya koruma sağlıyordu. İran ise bütün vekil örgütlerini sahaya sürmüş, Devrim Muhafızları ile PKK arasında açık bir koordinasyon kurmuştu. Katliamlar, tehcirler ve Türkiye'yi sıkıştırmaya yönelik hamleler bu işbirliğinin gölgesinde gerçekleşiyordu.
Esad Rejimi açısından PKK zaten yabancı bir unsur değildi. Örgüt, yıllarca El Muhaberat'ın Türkiye'ye karşı kullandığı bir aparat olarak beslendi. İç savaş başladığında rejim, ülkenin bir bölümünü adeta örgüte devrederek bu eski ilişkiyi yeni bir aşamaya taşıdı. Böylece Suriye'nin kuzeyinde, Türkiye'yi uzun yıllar boyunca baskı altında tutacak bir terör yapılanmasının temelleri atıldı.
Üstelik Türkiye sadece sınırlarının ötesinden kuşatılmıyordu. Şehirlerinde bombalar patlıyor, ülke ağır bir göçmen kriziyle karşı karşıya bırakılıyor, ekonomik saldırılarla yıpratılıyor ve içeriden çökertilmek isteniyordu. 15 Temmuz 2016'da FETÖ eliyle gerçekleştirilen, ABD ve İsrail'in arkasında bulunduğu darbe girişiminin en önemli sebeplerinden biri de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Suriye'de kurulmak istenen teröristana karşı çıkmasıydı.
Bugün ise aynı Suriye'de artık bambaşka bir manzara var. Sınır ötesi operasyonlar koridoru çökertti. Rusya ve İran ülkeden çıkarıldı. Esad rejimi yıkıldı, Türkiye'ye dost bir rejim kuruldu. Trump Başkanlığı ile Türkiye ile iyi geçinmek isteyen ABD geri adım atmaya zorlandı ve İsrail'in kurduğu denklem bozuldu. Avrupa ise gelişmelere müdahale edemeyen bir seyirciye dönüştü. Türkiye, Suriye Devrimi'nin başarıya ulaşmasında belirleyici rol oynadı ve kendisiyle müttefik bir yönetimin kurulmasını sağladı. Dün Türkiye'yi kuşatmak için kullanılan saha, bugün Türkiye'nin bölgesel gücünü gösteren bir sahneye dönüştü.

11