Türkiye'nin inşa ettiği üçüncü yol

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları çok önemli kırılmalara yol açıyor. Bu kırılmaların biri de Körfez'in güvenlik ve dış politika tahayyülünde yaşanıyor. Yıllardır ABD'ye yaptıkları milyarlarca dolarlık savunma harcamalarıyla kendilerini güvende sanan bölge ülkeleri, bir gecede aslında ne kadar kırılgan olduklarını görmüş oldular.

Aslında İran'ın Körfez'e dönük misilleme hamlesinin ben kısa vadede İran'a büyük kazanımlar getirmeyeceğini, son dönemde Suudi Arabistan, Katar, Pakistan ve Türkiye ekseninde oluşan yeni İsrail karşıtı denkleme zarar vereceğini ve uzun vadede komşularında İran'a düşman bir cephenin daha güçlü bir şekilde oluşacağını düşündüğüm için yanlış buluyorum. Diğer taraftan bu misillemelerle İran'ın planının askeri olduğu kadar ekonomik ve psikolojik etkileri olduğunu da görmek gerekiyor. İran, savaşı genişleterek Körfez ülkelerinin saldırıları durdurması için ABD üzerinde baskı kurmasını sağlamaya çalışıyor. Hürmüz Boğazı'nı da kapatarak, boğazı bir coğrafi geçitten çok bir stratejik boğaza dönüştürüyor. İran'ın mesajı açık: "Bu savaşın maliyetini sadece biz ödemeyeceğiz."

Kısa vadede enerji fiyatları yükselir, piyasalarda da panik oluşurken, İran'ın açtığı bu cephe başka bir sonucu da doğuruyor:

Yıllardır ABD'ye bağımlı oluşturulmuş güvenlik mimarisi, bu krizle birlikte ciddi bir güven kaybına uğradı. Devasa silah anlaşmaları, askeri üsler ve stratejik ortaklıklar, savaşın ilk ciddi testinde beklenen caydırıcılığı üretemedi. Körfez ülkeleri, dışarıdan satın alınan güvenliğin aslında bir yanılsama olabileceğini fark etti.

Tam da böyle bir güvenlik boşluğunun ortaya çıktığı bu kırılma anında Türkiye'nin adı daha yüksek sesle telaffuz ediliyor.

Türkiye hem İran'ın agresif politikalarına karşı çıkıyor hem de ABD nezdinde saldırılara engel olmaya çalışıyor. Aynı anda hem mesafe koyuyor hem de temas kuruyor.

Dahası Türkiye hem ABD -İsrail'in İran'a dönük saldırılara karşı çıkıyor hem de İran'ın Körfez'e misillemelerini durdurması çağrısı yapıyor. Böylelikle Türkiye, Körfez ülkelerinin İsrail'in de işine gelecek şekilde bir mezhep savaşına dönüşebilecek bir gerilimi kontrol altında tutmaya çalışırken İran ve ABD arasında sıkışmış, güvenlik sorunları yaşayan Körfez'e üçüncü bir yolu da göstermiş oluyor. Türkiye'nin öncülüğünde oluşacak yeni bir ittifak ve güvenlik vizyonu. Türkiye'nin siyasi gücü, tarih-politiği ve savunma sanayisi Körfez için rasyonel bir alternatif teşkil ediyor.

Geçtiğimiz hafta Riyad'da Körfez'in İran'a karşı sahip olduğu 'İran'a karşılık verme' yanlısı tutumunu Türkiye'nin yumuşattığını düşündüğümüzde bu vizyon daha iyi anlaşılabilir.