Türkiye ve Katolik dünyasının yakınlaşması

Türkiye Katolik dünyayla ittifak kurarak Siyonist küreselciliğe karşı yeni bir cephe mi açıyor, yoksa bu bağlantılar çok farklı çıkarların tesadüfi birleşimi mi?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Papa'nın İsrail eleştirilerine ve bazı Katolik ülkelerin İsrail karşıtı duruşlarına dayanarak Türkiye'nin İspanya, İtalya, İrlanda gibi Katolik devletlerle güçlenen ilişkilerini stratejik bir ittifak olarak yorumluyor. Bunu, Siyonizm'in küresel kültür savaşının merkezi olduğu tezine bağlayıp, Türkiye'nin yeni bir küresel aktörlük inşa ettiğini ileri sürüyor. Peki, farklı dini ve medeniyetsel geleneklerin çıkarları bu kadar keskin bir şekilde Siyonizm meselesinde gerçekten birleşebilir mi?

Bu köşeyi uzun süredir takip edenler benim en çok önem verdiğim, ümitlerimi, hayallerimi bağladığım ve aynı zamanda da mecburi gördüğüm ittifak alanının Türk Devletleri Teşkilatı olduğunu bilirler. Orada gidilecek daha çok yolumuzun olduğu ortada.

Keza yine yaklaşık bir senedir dile getirdiğim, bu köşede ara ara tartıştığım, ilk filizlerini anlattığım ve bugünlerde de artık hem yerli hem de yabancı medyada giderek tartışıldığını görmekten memnuniyet duyduğum (benim "Üçüncü Yol" adını verdiğim) yeni Ortadoğu İttifakı'nın çerçevesini çizdiğim yazılar hatırlanacaktır.

Bugün de yine geçmişte ara ara değindiğim ama derinleştirmediğim yeni bir ittifak potansiyelini gündeme getirmek istiyorum.

Son günlerde Trump ile Papa arasındaki tartışmayı, Papa'nın İsrail saldırılarına karşı aldığı tutumu görüyoruz.

Diğer taraftan Gazze Soykırımı'nın en başından beri İspanya'nın aldığı İsrail karşıtı tavrı da (Sosyalist bir iktidar olması kültürel kodları değiştirmiyor) bu noktada önemli bir konumda tutmak gerekiyor.

Yine son günlerde Trump - Papa tartışmasının devamı olarak İtalya'nın İsrail'le olan savunma anlaşmalarını iptal etmesi önemli bir aşamayı daha gösteriyor.

Aynı şekilde Gazze Soykırımı sürecinde İrlanda'nın ve Belçika'nın aldığı İsrail karşıtı tavrı da hatırlamak gerekiyor.

Dahası Latin Amerika'nın çoğundaki İsrail karşıtı duruşu da Venezuela'ya karşı yapılanları da aklımızın bir kenarında tutarak uzun süredir yavaş yavaş zihnimde olgunlaşan bir süreci bugün tartışmaya açıyorum.

Başta Evanjelistler ve Mormonlar olmak üzere Protestan dünyasının büyük bir bölümünü (Siyonizm'le eklemlenmiş bir teopolitikle) Katolik dünyasında dünya siyasetinde ayrıştığı, ayrıştırıcı esas faktörün de Siyonizm olduğu ve İslam dünyasını uzun süredir hedef alan Siyonizm'in Katolikleri de hedef aldığı görülüyor.

Dinsizleştirme, cinsiyetsizleştirme gibi küresel kültür projelerinin arkasında Siyonizm olduğu ve bunun Müslümanlar kadar Katolik Hıristiyanları da rahatsız ettiğini sık sık dile getiriyorum. Katolik papazların çocuk istismarlarına dair haberlerin uzun yıllardır uluslararası medyada köpürtülmesi, bu konu üzerine Hollywood'da onlarca sinema filminin çekilmesi bana çok da tesadüf gelmiyor. Üstelik bu kültür savaşı ürünleri hem Hollywood'da hem de hatta Yeşilçam'da sapık, katil, sahtekar tiplemelerle temsilleri gösterimde olan imam veya Müslüman dindar karakterlerle de benzerlikler taşıyor.

Aile, cinsiyet, milliyet, din ve dindarlık düşmanlığı temalı bu kültür savaşının küreselcilikle entegre olmuş bir Siyonist ajandanın olduğunu bilmek gerekiyor. Papa'nın bile LGBT konularında nasıl küresel merkezler tarafından baskı altına alındığını biliyoruz.