Suriye'de gelinen aşama

Bugün Suriye sahası üzerinde tüm dünyanın kabul etmek zorunda kaldığı bir hakikat olan Türkiye'nin belirleyici hale gelmesi ise aslında Türkiye'nin iç ve dış vesayet yapılarını kırarak kendi "imparatorluk" ve "millet" hüviyetiyle örtüşen bir dış politikaya sahip olmaya başlamasının bir neticesidir.

ABD Başkanı Trump'ın "Suriye'nin anahtarı artık Türkiye'de" demesi, "muhaliflerin arkasında Türkiye var" diye ifade etmesi boşuna değil. Devrimden hemen sonra ABD ve Alman Dışişleri Bakanlarının apar topar Türkiye'ye gelmesi de sebepsiz değil. Suriye Devrimi'ne giden sürecin devlet olarak tek başına aktörü olan bir Türk Devleti var.

Tüm bu süreç Türkiye'nin büyük bir başarısıdır. Suriye muhalefetini destekleyen tek devlet Türkiye'ydi ve Türkiye sadece Suriye Devrimi'ni bu kadar yıl ısrarla destekleyip başarıya ulaştırmadı aynı zamanda da bölgede PKK'nın temizlenmesi sürecini de iyi çalışılmış bir stratejiyle devam ettiriyor. Zaten yeni Suriye hükümeti de başta petrol yatakları olmak üzere kıymetli arazilerin PKK'nın işgali altında kalmasına razı olmayacaktır.

Biraz olsun Türkiye'ye güvenin ve neler başardığının şuurunda olun..."

Suriye Devrimi'nin üzerinden birkaç gün geçtikten sonra bu köşede böyle yazmıştım.

O dönem Türkiye'deki Esad lobisi bu devrimin ve yeni Şara yönetiminin Türkiye'nin ne kadar aleyhinde neticeleri olacağını, bu sürecin aslında İsrail'in lehine olacağını ve hatta tüm bu sürecin İsrail'in projesi olduğuna dair propaganda yapıp kamuoyunun aklını bulandırıyordu. Hatta tüm bunların sonunda PKK'nın devlet kuracağını bile iddia edenler olmuştu.

Aynı günlerde de İsrail büyük bir panik yaşıyor, Esad döneminde yapmadığı kadar Suriye'ye saldırılar yapmaya başlıyordu. Dünyadaki İsrail lobileri de devrim ve Şara aleyhinde propagandalar yapıyordu.

En son Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın özgüvenli bir şekilde İsrail'e meydan okuyan, Türkiye ile ilişkilerini savunan konuşmasını dinlediğimde bunları hatırladım. Şara'daki özgüven de boşuna değildi. Kuşkusuz en başta da Türkiye'nin desteği bu özgüvenin oluşmasında önemliydi.

Dahası Suriye'ye geri dönen milyonlarca Suriyeli sığınmacıya rağmen ülkesini ayağa kaldırmaya çalışan, ülkenin neredeyse yarısını işgal etmiş PKK'yı süpürüp tasfiye eden, uluslararası tanınırlık ve meşruiyet sağlayan bir devlet başkanı vardı karşımızda.

Dahası espriyle karışık bir şekilde ABD Başkanı Trump'a "Golan'ı vermeye Trump'ın yetkisi yok, çok istiyorsa İsrail'e New Jersey'de toprak versin" demesi de bu özgüveni gösteriyordu.