PKK üzerinden İran'ı bölme projesi

Ortadoğu'da son yirmi yılın en belirgin jeopolitik eğilimlerinden biri emperyalizm ve Siyonizm'in ulus-devletleri zayıflatan ve sınırları tartışmaya açan krizleri ardı ardına sahneye koymasıdır. Irak'ın işgaliyle başlayan süreç, Suriye İç Savaşı'yla yeni bir aşamaya taşınmıştı. Bu süreçte sahaya sürülen terör örgütlerinin, devlet dışı etnik veya mezhepsel aktörlerin, kullanılan yöntemlerin dikkatle incelenmesi, bugün bölgede yaşanan gelişmeleri anlamak açısından önemli ipuçları veriyor. Suriye'de PKK'nın uzantıları üzerinden yürütülen ve fiili bir yapı oluşturmayı hedefleyen proje sahada Türkiye tarafından çökertilmişti. Şimdi İran'a saldırılar başlamışken benzer bir senaryonun İran'da devreye sokulup sokulmayacağı sorusu tartışılıyor.

İran'daki bazı "Kürt grupları"nın ittifak yaptığına dair duyurular, Batı basınında ve bazı uluslararası mecralarda dikkat çekici bir şekilde öne çıkarılıyor. İsrail'in öncülüğünde oluşmuş bir plana Trump'ın tam olarak ikna olup olmadığı henüz net olmasa da Iraklı Kürt gruplar, başta PJAK olmak üzere PKK'nın türevleri ve İranlı bazı Kürt örgütlerinin bir araya getirilerek belli stratejilerin yürürlüğe geçirilmesinin tartışıldığı görülüyor.

Hatta daha şimdiden Suriye İç Savaşı'nın ilk günlerinde Batı medyasında gördüğümüz yoğun propagandalara yine denk gelmeye başladık. Özellikle "kadın savaşçı" imajı üzerinden kurgulanan ve romantize edilen bu propaganda anlatısı, PKK terör örgütü çizgisini küresel kamuoyunda meşrulaştırmanın bir aracı olarak kullanıldı. Kadın teröristlerin fotoğrafları ve hikayeleri üzerinden oluşturulan bu söylem, örgütün ideolojik arka planını ve bölgesel hedeflerini perdeleyen bir propaganda aparatına dönüştü. Bugün benzer bir medya dilinin İran bağlamında yeniden dolaşıma sokulduğu görülüyor.

İran'da faaliyet gösteren PJAK ve benzeri örgütlerin son dönemde yeniden gündeme gelmesi de bu bağlamda dikkat çekici. İran yönetimi uzun yıllar boyunca bu örgütlerle karmaşık ve çoğu zaman çelişkili bir ilişki yürüttü. Zaman zaman sert askeri operasyonlar yapılırken, zaman zaman da örgütün varlığı bölgesel güç dengelerinde bir araç olarak tolere edildi ve hatta PJAK özelinde ittifaklar bile söz konusu oldu. Bunu Türkiye karşıtı birtakım operasyonlarda da en başta da Suriye'de gördük.

Ancak bugün gelinen noktada İran'ın bu yaklaşımının ciddi bir stratejik hata olduğu daha net görülüyor. Çünkü bölgede dış müdahaleye açık her boşluk, kısa sürede uluslararası güç mücadelelerinin sahasına dönüşüyor.

Eğer İran'ın kuzeybatısında yeni bir silahlı hareketlilik veya terör yapılanması teşvik edilirse bunun etkileri yalnızca İran'la sınırlı kalmayacaktır. İran'da ortaya çıkabilecek yeni bir istikrarsızlık dalgası, Türkiye'nin güvenliği açısından da doğrudan sonuçlar doğurabilir. Dahası, böyle bir senaryo Irak'ın kuzeyindeki kırılgan yapıyı daha da karmaşık hale getirebilir. Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge süreçlerini de çok olumsuz etkileyebilir.