Mekke Anlaşması neden rahatsız ediyor

Mekke Anlaşması'nın imzalanmasının ardından dünyada ne kadar önemli bir gündem maddesi haline geldiğini hep birlikte izliyoruz. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan bu savunma paktının dost - düşman birçok ülkenin ana tartışma konularından biri haline gelmesi bu ittifakın önemini de potansiyelini de gösteriyor.

Bu köşenin okuyucuları benim daha bu anlaşma ortaya çıkmadan neredeyse bir sene önce Ortadoğu'da Türkiye'nin öncülüğünde yeni bir üçüncü yol ittifakının oluştuğundan bahsettiğimi bilirler. Bu ittifakın hem Türkiye'nin bölgesel liderliğine giden yolda hem de Ortadoğu'da dış müdahalelerle ve İsrail gibi terör devletleriyle bozulan istikrarı yeniden tesis edecek yeni önemli bir alternatif sunduğunu uzun süredir iddia ediyorum.

Son günlerde Yemen'deki Husiler'in Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları sonrası Mekke Anlaşması'na dönük tartışmalar başladı. NATO'nun 5. Maddesi benzeri bir ortak savunma mekanizmasının bu saldırılar çerçevesinde devreye girip girmeyeceği konuşuldu.

Bilhassa İsrail medyası ve İsrailli siyasetçiler, Mekke'ye dönük saldırılar üzerine adeta zafer kazanmış gibi açıklamalar yapmaya, Mekke İttifakı'nın daha başında etkisiz kaldığını ilan etmeye koyuldular. Benzeri bir durum içerideki bazı yorumcularda da görüldü.

Daha henüz kurumsallaşmamış, çerçeve metni ortaya çıkmamış, sekreteryası kurulmamış, henüz meclislerin onay sürecine dahi gelmemiş bir anlaşmanın bile şimdiden belli mihraklarda bu kadar rahatsızlık yaratması dikkat çekiyor. Henüz kurumsal mimarisi tamamlanmamış bir anlaşmanın, ilk kriz testinde başarısız ilan edilmesi erken ve siyasi bir okumadır.

Üstelik Husiler gibi devlet dışı aktörlere karşı bu paktın devreye kolay kolay girmeyeceğini, NATO dahil çoğu ortak savunma paktının devlet dışı aktörlere karşı devreye girmeyeceğini göz ardı ederek bunu söyleyenlerin yaptığı propagandanın ne kadar temelsiz olduğunu da görmek gerekiyor.

Bu propagandalarla Ortadoğu'da İsrail'siz hiçbir planın başarı şansı olmadığı iması yapılırken Türkiye'nin de Batı'dan başka bir alternatifi olmadığı propagandası yapılıyor.

Dahası Suudi Arabistan gibi ülkelere de bu ittifaka katılmayı düşünen diğer bölge ülkelerine de "bakın boşuna katılmayın, Mekke Anlaşması sizi korumaz" algısı oluşturulmaya çalışılıyor.