Macaristan-Türkiye ilişkilerinin geleceği ve TDT

Macaristan'da geçtiğimiz haftalarda gerçekleşen seçimler üzerinden Türk siyasetine dair yapılan yanlış çıkarımları ve kurulmaya çalışılan tuhaf özdeşlikleri son yazımda değerlendirmiştim.

Bugünse Macaristan'ın Türkiye ve Türk Devletleri Teşkilatı'na dönük yaklaşımlarını ele alacağım.

Budapeşte'de bulunduğum süre boyunca ve katıldığım toplantılar vesilesiyle, Türkiye-Macaristan ilişkilerinin geleceğine, Türk Devletleri Teşkilatı'na bakışa ve Macaristan'ın yeni dönem dış politikasına dair bazı gözlemler edinme imkanı buldum.

Bilindiği üzere Orban döneminde Macaristan'ın "Doğu'ya açılma" politikası yürürlüğe girmiş ve Batı'yı Doğu ile dengeleme politikası izlenmişti. Ukrayna Savaşı ve göç politikaları bağlamında, Macaristan Avrupa Birliği çizgisinden belirgin şekilde ayrışmıştı.

Bu ayrışma o kadar somutlaşmıştı ki Avrupa Birliği Macaristan'a verilmesi kararlaştırılan 14 milyar Euro'luk kredi fonunu dondurmuştu. Bugün Macaristan'da yaşanmakta olan büyük ekonomik sorunlarda bu ve benzeri Batı'nın ekonomik baskıları bulunuyordu. Orban, Avrupa Birliği ile gerilim yaşarken ABD'nin Obama ve Biden dönemleriyle de mesafeli bir ilişki kurdu; buna karşılık Rusya, Trump dönemi ABD'si ve İsrail ile daha yakın bir çizgi izledi.

Diğer yandan Türkiye ile de yakın ilişkiler kuran Orban Macaristan'ı Avrupa Birliği'nde PKK ile ilgili Türkiye'ye yaptırım kararlarında veya İsveç ile Finlandiya'nın NATO üyeliği konularında Türkiye ile birlikte hareket etti. Daha da önemlisi belki de asırlar boyu hayali kurulan bir şey gerçeğe dönüştü: Macaristan Türk Devletleri Teşkilatı'na gözlemci üye oldu.

Peki, Orban sonrasında Macaristan'ı yönetecek Magyar'ın döneminde Macaristan dış politikası nasıl olacak Türkiye ile ilişkilerin seyri ve Macaristan'ın TDT'deki gözlemci üyeliği nereye evrilecek

Öncelikle Magyar'ın Orban'ın yakın zamana kadar partisini desteklemiş bir milliyetçi olduğunun altını çizmek lazım. Bununla birlikte Magyar'ın ekonomik darboğazdan çıkmak için AB ile daha yakın bir politika izleyeceği ve böylelikle dondurulmuş fonların serbest bırakılacağı görülüyor.

Magyar'ın dış politikada nasıl bir pozisyon alacağına dair genel bir belirsizlik olduğunun altını çizmek gerekiyor. AB'ye biraz daha yaklaşacakken İsrail'e de biraz daha mesafe koyacağı tahmin ediliyor.

Orban döneminde Türkiye ile kurulan güçlü ilişkilerin ve Türk Devletleri Teşkilatı'na yönelik olumlu yaklaşımın ne ölçüde korunacağı ise belirsiz. Türkiye ile ilişkileri ve TDT'deki varlığını geriletecek bir politika izleyeceğini düşünmesem de, bu ilişkileri daha ileri taşıyıp taşımayacağı en kritik soru olarak duruyor. Macar uzmanlar da bu konuda temkinli bir tutum sergiliyor.