İsrail, Suriye Devrimi'nden sonra Türkiye'nin etki alanı kendi sınırına dayandığı için Suriye'ye 2 binden fazla saldırı yaptı, Türkiye'nin müttefiki Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'ya suikastler tertip etti, PKK ve El Hicri'ye bağlı Dürzi grupları üzerinden Suriye'yi bölmeye çalıştı, güneybatısını işgal etti ve en sonunda da hemen sınırımızdaki üssü uçaklarla bombaladı.
Saldırı sonrası Netanyahu "bu üs saldırısındaki mesaj Türkiye'yeydi, vurduk yine vuracağız" diyordu. Diğer taraftan İsrailli sözcüler Suriye ve Kıbrıs'taki Türk askeri varlığına saldıracaklarını söylüyorlardı. Netanyahu, bir yanına Yunan Başbakanı Miçotakis'i diğer yanına Hristodulidis'i alıp "biz imparatorluktan çok çektik, yenisine izin vermeyeceğiz" diyordu.
Diğer yanımızda da Yunanistan, adalara radar üsleri kurar, adaları silahlandırır, Rum Kesimi'ne askeri yığınaklar yaparken bu tamamen İsrail'le koordineli bir şekilde ilerliyordu. "Şimdilik" Adalar Denizi'nde Türkiye'ye doğru karasularını 12 mile çıkarma kararı almayıp güneye bizim Libya ile deniz yetki alanlarını sınırlandırma anlaşması yaptığımız bölgeye doğru 12 mil kararı almayı planlayan bir Yunanistan var.
İsrail ve Yunanistan'ın her birinin ayrı ayrı Türkiye'ye saldırı planlarının kendi ülke medya organlarına sızdırıldığını da görüyoruz.
Tüm bunlar uzun süredir Türk medyasında tartışılırken bilhassa bazı emekli asker yorumcuların İsrail ve Yunanistan'ın tehditlerini "bunlar boş laf" veya "kuru propaganda" gözüyle bakıp değerlendirdiğini görüyoruz.
Elbette Türkiye'nin devlet kapasitesi, askeri gücü, politik ağırlığı, istihbaratı nedeniyle özgüvenli bir şekilde konuşup düşman propagandasına boyun eğmemek gerekiyor. Lakin bu durum da hem var olan tehditlerin önemsiz görülmesi hem de sanki durum (bizdeki bazı muhalif trol yorumcularının iddia ettiği gibi) her iki ülkedeki hükümetin iç politikaya dönük stratejileri olarak okunmasına sebep oluyor.
Üstelik "bunlar boş laf" söylemine ek olarak Netanyahu'nun bu söylemlerini sanki yaklaşan İsrail seçimlerine dönük bir iç politika söylemine indirgeyen genel bir yaklaşım da var.
Uzun zamandır analizlerimde dile getirdiğim husus şu: İsrail ve Yunanistan'ın Türkiye'ye saldırmayacağını kimse garanti edemez. Çünkü karşımızda rasyonel devletler yok, irrasyonel rejimler var. Üstelik bunu tarihte defalarca yapmış devletler bunlar.
Dahası bu iki devletin Türkiye düşmanlıklarını sadece mevcut başbakanlara indirgemek de yanlış. Bu onlar için çoktan bir devlet politikası haline gelmiş durumda.

2